Kategori: Bilim, İnovasyon, Teknoloji

Dünyanın merkezine doğru sürekli çekiliyoruz, buna mahkumuz, kanun böyle. Dünya da Güneş’in etrafında dönmeye mahkum. Güneş de Samanyolu Galaksisi’nde süzülmeye. Evrenin de genişlediği söyleniyordu en son. Kim dedi ki kanatlılar süzülürken göklerde, biz ayaklarımızın üstünde koşmaya mahkumuz? Tarih boyunca, tepemizde uçan canlıları gördük, inceledik, hayran kaldık. Katı toprak üstünde yürümeye, sıvı su içerisinde süzülmeye doyamadan gözlerimizi göklere diktik. Uçma problemini çözmek için sırtımıza taşları yükledik, başladık engebeli dağları tırmanmaya. Milattan önce 1000’li yıllarda Çin’liler uçurtmayı icat etti. Milattan sonra 1680’e kadar çeşitli denemeler yapıldı. İtalyan matematikçi Giovanni Borelli 1680 yılında insan kas sisteminin uçmak için uygun olmadığını öne sürdü. Paraşüt, balon, kağıt üzerinde ardı kesilmeyen tasarımlar, Henri Giffard’ın zeplinimsi buhar gücüyle çalışan balonu ve daha niceleri. Sonrasında 1903 yılında Wright kardeşler ilk kontrollü uçuşu sağlayacak uçak tasarımıyla tarihe isimlerini yazdırdılar. Çıkarılabilecek sonuç nedir o zaman? İnsanoğlu kendi etrafında döndüğü gibi, yerküre tarafından hunharca çekilen ve sürekli dönen bir yapının üzerinde uçarak dönme problemini çözmek üzere ne kadar yol aldı, arpa boyu kadar mı yoksa ipek yolu kadar uzun mu bu yol? Görecelilik kanunun bilinçteki yansımasıyla birey ve ya şirketlerin bu konu üzerindeki çalışmaları da dünya üzerinde oldukça farklı prototipler geliştirmiş durumda.

1940’lı yıllarda Henry Ford’un da öngördüğü gibi araba ve uçakların hibridleşmesiyle uçan araba prototiplerinin bilgisayar ekranlarımızda belirdiği günlere varmış bulunmaktayız. Şu anda, günlük hayatlarımızda, simit-peynir yermişçesine uçan araba görme fırsatına sahip olmasak da uçan arabalar dünyadaki lojistik, ulaşım ve kişisel uçma tatmini için piyasaya çıkmaya başladı, hava yolu ağları ve kontrolü için merkezler sürekli bir çalışma halinde. Şu andaki havayolu taksiciliği geliştirme projelerinin tepesinde Kaliforniya çıkışlı Amerikan online ulaşım ağı şirketi Uber Teknoloji Ltd., Nasa ile beraber yürüttüğü çalışmalarıyla dikilmiş durumda. Bunların yanı sıra Amerika Federal Havacılık İdaresi (FAA), Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA), Google’ın ortak kurucularından Larry Page’in sahip olduğu iki VTOL (dikey iniş-kalkış sistemlerine sahip gelişmiş drone teknolojileri) geliştirme şirketi, ve dünya üzerinde bulunan çeşitli uçan araba girişimleri konu üzerinde derinlemesine çalışmaktadır. Sebep nedir? Açıklayalım:

  • 2 saatlik bir yol uçan araba teknolojileri sayesinde 15 dakikaya indirilebilir. Bu sayede trafikte kaybolan birey başına düşen üreticilik zamanında yüksek oranlarda artış sağlanır. Bireylerin trafik dolayısı ile yaşadıkları stres indirgenir.
  • Uçuş için elektrikle çalışan sistemlerin kullanılması planlandığından, sürdürülebilir doğanın temiz kalması açısından büyük bir petrolün kullanımında büyük oranda azalma sağlanır.
  • Havayolları taşımacılığı için tam otomatik pilotların geliştirilmesi kara yollarına göre oldukça kolaydır. Bunun sebebi, uçakların gökyüzünde birim zamanda bir noktadan diğerine giderken yapması gereken manevralarının az olması, ve tanınması gereken engellerin (kuş, diğer uçaklar, hava tahminleri) sayıca kara yoluna göre (insan, diğer taşıt araçları, binalar, yol, trafik ışıkları) daha az olması olarak sıralanabilir. Havayolu taşımacılığında yer kürenin şekline göre yolun uzaması gibi bir etken ortadan kalktığından, zaman, enerji açısından yüksek tasarruf sağlanır.

VTOL özellikli uçan arabaların 4 temel özelliğe sahip olması ticari açıdan gereklidir. Bunlar; güvenlik, gürültü, karbon emisyon oranı düşüklüğü ve araç performansıdır. Bu temel özelliklerden ikisinin üstesinden gelmek için dağıtımlı elektrik itki prensibinin ve otonom operasyon teknolojilerinin gelişmesi gerekmektedir. Bu özelliklerin tasarımı için göz önüne alınması gereken unsurlardan bazıları araç kontrolü, aerodinamik tasarım sadeliği, araç yük kapasitesi, araç maliyeti göz önünde bulundurularak istenilen koşullar için optimizasyon üreticiler tarafından sağlanır. Her şeyden önce, proje ana yürütücülerinin uçuş mekanizma, havayolu uçan taksi trafiği tasarımı, araçlar arası ve kalkış iniş noktaları arasındaki iletişim protokollerinin genelleştirilmesi ve tasarlanması gerekmektedir.

Uçan arabaların şu anki tasarımlarından hafifliği ve gürültü kirliliğinin engellenmesi için, bu araçların karbonfiber ve kompozit malzemelerle kaplanarak aracın hafif tutulması ve pervane sayısının artırılması, kişi sayısının kısa mesafe uçuşları için 1-2 yolcu kapasitesinde olmaları enerji verimini yükseltir. Şu an baterilerin gücü uzun ve orta mesafeli uçuşlar için yeterli değildir, ABD Enerji Bakanlığı (DOE) ve üniversite araştırma laboratuarları bateri problemini 5 sene içerisinde çözmek hedefiyle çalışmalarına devam etmektedirler. Şu an, uçan arabaları günlük hayatımıza sokabilmek için çözülmesi gereken problemler, baterilerin ihtiyaçları karşılayabilecek şekilde üretilip, gerekli altyapı ve düzenlemelerin hayata geçirilmesidir.

Kalkış-iniş pistlerinin pilot uygulamalarda, eski helikopter sahaları, otoparklar, evlerin ve gökdelenlerin çatıları, havaalanlarının kullanılması ve araç sayısındaki artış ve talebe göre, yeni pistlerin yapımında hızlanmalar olacaktır. İlk uçabilen araba modelini yapan PAL-V şirketinin CEO’su Robert Dingemanse’ın da dediği gibi “Çalışan bir şey yapmak ile kullanılması için izin alabilen bir şey yapmak tamamen farklı şeylerdir” cümlesinden yola çıkarak US ve EU havacılık standartlarına uygun farklı uçan araba modellerinin piyasada yer alması biraz daha zaman alabilir.

Bu zamandan yaklaşık 10 sene sonra, caddelerde ve gökyüzünde uçan arabaları görebilmemiz mümkün. Hep doğadan ilham aldık, almaya devam edeceğiz. O zaman bir insan bedeninin etrafında en düşük ek motor kütlesi bulundurarak uçurmaya başlayabiliriz. Karşınızda Uçan Adam Jetman ve insanı uçuran diğer araçlar:

İlgili Yazılar

Arama yapın