Dünyada bir yenilik çıktığında insanlık kabaca iki gruba ayrılır. Wow diyenler, o teknolojiye daha yakın olanlar, onun potansiyelini görenler, hızlıca modaya ayak uydurup, fazla düşünmeden bunu sarf edenler vardır. Vay diyenler, yani daha tedirgin olanlar, o teknolojiye daha uzak olanlar, potansiyeli değil daha çok riskleri görenler, özellikle kendi varoluşu ile ilgili olarak. Tabii ki bu iki grubun arasında onlarca farklı tepki verenler olabilir, olmalı da.

Ama şöyle bir gerçek var ki keşf edilen hiç bir teknolojiden vazgeçmiyoruz. Yani Pandora’nın kutusundan bir kere çıktı mı, bir daha geri girmiyor. Dolaysıyla yeryüzünde ortaya çıkan her türlü bilim ve teknoloji bir şekilde insanlık tarafından kullanılıyor. Genelde mantıklı amaçlarla, bazen çok da mantıklı olmayan kullanım şekilleri de olabilir. Bu genelde o teknolojinin suçu değil, çoğu zaman onu kullanan insanların mantıksızlığından kaynaklanmaktadır.

Bu gerçekler YAPAY ZEKA için de geçerlidir. Heyecan duyanlar da var, endişe edenler de var. Sokaktaki sıradan vatandaşlar arasında da müsbet bakanlar var, korkan da var. Özellikle Hollywood’un distopik gelecek senaryoları, başlıca Terminatör filmindeki Skynet gibi yapılar, insanlığı yok edecek kadar ileri gitmektedir.

Gerçek şu ki, yapay zekanın o seviyeye gelmesine daha çok var. Ama tabii ki otonom silah sistemleri gelişmektedir, ister denizde, ister karada, ister havada. En gelişmiş ülkeler başta olmak üzere, düşmanı etkisiz hale getirmek için, vur emrini kendi kendine veren sistemler hızlıca yaygınlaşmaktadır. Kitlesel farkındalık ve imza kampanyaları yürütülmüştür.

Dönelim yapay zekaya. Yapay zeka insan beyninin yapısından esinlenmektedir. İnsan evladı nasıl duyularla, çevresini algılayarak, sosyalleşerek öğreniyorsa ve beyninin içinde bir örüntü oluşuyorsa, yapay zeka da aynı şekilde öğrenerek oluşmaktadır. Yapay zeka ilk geliştirildiğinde boş bir beyin gibidir. Veri yükledikçe, öğrettikçe, pekiştirdikçe, giderek algısı ve zekası artmaktadır. Bu sayede görebilmektedir, duyabilmektedir, anlamaktadır ve hüküm vermekte, cümle kurmaktadır.

Çocuk eğitimini düşünelim. Tüm ebeveynlere ve öğretmenlere sesleniyorum. Çocuklarımızı bizden aptal olsunlar diye mi yetiştiriyoruz, yoksa bizden zeki olsunlar diye mi? Bizden daha zeki olurlarsa, onlardan korkar mıyız? Eğer yetkinliklerinin yanı sıra temel insani değerlerini aşıladıysak, korkacak bir durum yok. Çoğumuz ebeveynlerimizden daha iyi bir eğitim aldık, daha ileriye gittik, daha katma değerli yaşamlar sürüyoruz.

Aynı mantıkla yapay zekaya yaklaşmalıyız. Çocuklarımız ve bizden sonraki nesiller bizden daha çok bileceklerse ve medeniyeti onlar ilerletecekse, yapay zekanın bugünkü sistemlerden ve bizlerden daha zeki hale gelmesinin hiç bir sakıncası yok. Benim asistanımdan daha akıllı hale gelsin ki daha iyi hizmet verebilsin. Asistanım da asıl hobisi olan kanun çalışmaya odaklansın.

Kaldı ki yapay zekanın henüz geldiğimiz aşamasında ANI, Artificial Narrow Intelligence (ANI), yani dar kapsamlı yapay zeka diyoruz. Artificial General Intelligence (AGI) yani insan seviyesi yapay zekaya onlarca yıl uzağındayız. Oxford Üniversitesinde felsefeci olan Nick Bostrom’un 2011 yılında yaptığı bir araştırmaya göre ankete katılan bilim insanlarının %41’i bunun 50 yıldan uzun süreceğini söylerken, bir %41’lik bir kesimi de bunun hiç bir zaman olmayacağını ifade etmişler.

Yani en iyimser tahminde dahi bunun gerçekleşmesine daha çok var. Gerçekleşmesi durumu da kötü olmak zorunda değil. Tam tersi insanlık için gayet yararlı da olabilir. Yeterki onlara temel bir terbiye verelim, insani değerleri öğretelim, erdemli olsunlar, insanlığa hizmet etsinler. Nitekim bir yapay zeka veya bir robot veya herhangi bir teknoloji bir araçtır. Amacı insanın hayatını kolaylaştırmak veya güzelleştirmek, insanlığı ve medeniyetimizi ilerletmektir. Nitekim etrafınıza baktığınızda, pek çok teknolojinin bu şekilde hayatımıza girdiğini göreceksiniz.

Eğer yapay zekadan korkuyorsak, onun bizi ilhak edeceğini, hatta bizi yok edeceğini düşünüyorsak, bu düşünceler bizim içimizdeki kötü niyetlerden, distopik hayallerden ve en içimizde karanlık duygularımızdan kaynaklanmaktadır. Evlatlarımızı yetiştirirken, ne kadar özenli davranıyorsak, ki davranalım, daha önemli bir görevimiz olamaz, aynı şekilde yapay zekayı programlarken ve kullanırken, robotları topluma mal ederken, hep insani değerleri vurgulamak, hesaba katmak, ön plana çıkarmalıyız.

Bu yazıyı kaleme almamı tetikleyen bir gelişme de ‘Westworld’ dizisidir. Bu günlerde dizinin ikinci sezonu başladı. Bir yandan Westworld’un neden ve nasıl oluştuğu açıklanmaktadır. Diğer yandan robotların bilinçlendiği ve intikama geçmeleri işlenmektedir. Robotlar insanlardan sadece zulüm gördükleri için, zulüm yapmayı öğrenmiş oldular. Parkın amacı insani değerleri geliştirmek, yüceltmek olmadığı için, sonucunda robotlar ve yapay zeka da gördüğünü taklit etmektedir. Ne ekersen, onu biçersin…

Ey İnsan! Neyin peşindesin? Sadece cinsel fantaziler yaşamak için, cowboy filmlerine özenerek fütursuzca insanları vurmak için, değişik manzaralar karşısında içkiyi şişenin dibine karar içmek, sarhoş olmak, kendinden geçmek için mi tüm bu çabalar?

Yapay zeka öğrenen bir mekanizmaysa, o zaman onu çok itinayla eğitmeliyiz. Bize tehdit olmasını istemiyorsak, ona bunu söylemeliyiz, bu yöne eğitmeliyiz, kuralları ve sınırları net bir şekilde ifade etmeliyiz.

Bakın Profesör Stuart Russell bunu nasıl açıklıyor:

Bize bakarak yapay zeka gelişecekse, kime ve neye baksın? Kapak görseldeki holigan insanlardan mı feyz alsın, yoksa bilim insanlarından mı? Kanuna nizama uyan insanları mı referans alsın, yoksa köşeyi dönmek için her yolun uygun olduğunu düşünen modern iş insanlarını mı? Cevaplar oldukça aşikar. Ya siz her gün, her durumda, her zorlukta böyle davranıyor musunuz? Emin misiniz?

Sadece yapay zeka için değil, tüm teknolojiler için bunu kendimize ilke edinmeliyiz. Etik değerler ön plana çıkmak zorundadır. Kendimizden emin olursak, hiç bir teknolojiden korkmamıza sebep yoktur. Teknolojinin iyisi kötüsü yoktur. Yıllar evvel benim de bir TED konuşmam olmuştu. Onun sonunda bilginin öneminden ve teknolojinin halinden bahsetmiştim. Hatta kızım sahneye çıkmış, kendi kendine çizdiği bir karikatürü sahneden paylaşmıştı. Hepimiz her gün bıçak elimize alıyoruz. Ama bununla insan bıçaklamıyoruz. Genelde ekmek dilimliyoruz, elmanın kabuğunu soyuyoruz, domatesi doğruyoruz.

GelecekHane’nin blogunda ‘Medeniyet‘ etiketi ile yazılmış yazıları okumanızı tavsiye ederiz.

Medeniyet biziz. Yapay zeka biziz. İlerleme biziz. Utopya biziz. Distopya biziz. Tercih sizin.

Geçmiş geride kalmıştır. Gelecek bizim elimizde.

Recommended Posts

Aramak için bir kelime yazın

X

Arkadaşınızla paylaşın.