OLASI GELECEK SENARYOLARI

Gelecek Senaryoları

Bugünlerde (2015 – 2020 arası)

Y

apay zekâ bugünlerde çok konuşulan, çok tartışılan bir gündem maddesi olmuştur. Bir yandan teknoloji devleri bir yatırım, satın alma ve proje üretme yarışına girmiştir. Diğer yandan yüzlerce yeni yapay zekâ girişimi ortaya çıkmaktadır. Ayrıca Elon Musk, Stephen Hawking gibi ünlüler yapay zekânın risklerini ve kendi endişelerini dile getirmekteler.

Ses anlama, görüntü tanıma, doğal dil işleme ve muhakeme konularında daha önce vaat edilen, ama henüz gerçekleşememiş gelişmeler, son yıllarda yavaş ama emin adımlarla gerçekleşmeye başladı. Siri, Cortana, Now, Echo gibi çalışmalar yeni ara yüzün sesli iletişim olma ihtimaline işaret etmektedir.

Google, Facebook ve benzeri internet devlerin doğal dil işleme ile yazılanları sürekli daha iyi anlar hale gelmekte, kullanıcılarına sürekli daha iyi deneyimler sunarak, iş modelini keskinleştirmekte ve elbette gelirlerini artırmaktadır.

Bunları yapmak için sürekli araştırmalar yapan şirketler, yeni algoritmalar geliştirmekte, hatta IBM ve Google gibi şirketler yeni çipler dahi

tasarlamakta ve üretmektedir. Bu çipler ile üstün bilişim özellikleri kazanıp, hesapları daha keskin ve daha hızlı yapmayı hedefliyorlar.

Moore yasasının son yıllarda yavaşlaması, hatta önümüzdeki yıllarda geçerliliğini yitirmesi düşünülmektedir. Ama yeni bilişim mimarileri ortaya çıkmaktadır. Kuantum bilişim en popüler olanı, ama muhtemelen oldukça uzak olanıdır. Neo-morphic denilen bilişim mimarisi, beyin araştırmalarından esinlenmektedir. Ayrıca organik bilişim mimarileri bulunmaktadır.

Hücrelerin ve özellikle DNA molekülünden ilham alan bu yaklaşım, moleküler seviyede hesaplama işlemlerin yapılabileceğini ileri sürmektedir.

Endüstri 4.0 son derece popüler bir konu. Özellikle Almanya liderliğinde üretim üssü olan ülkelerde üretimi önümüzdeki yıllarda robotlarla, sensörlerle ve bunların ürettiği verilerinin analiz edilmesiyle verimi ve kaliteyi artırmak hedeflenmektedir.

Kısa vadede istihdama etkisi doğrudan olmayacaktır. Ama alttaki bölümlerde görüleceği üzere, yapay zekâ yeni işlere ve rollere sebep olacak, bazı eskilerini ise gereksiz hale getirecektir.

Yakın Gelecek (2020 – 2030 arası)

B

eyin araştırmaları son sürat devam etmektedir. Yapay zekâ hızlıca gelişmektedir. Bu iki akım önümüzdeki 10 – 15 yıl içinde epeyce yakınsayacak ve ortaya karma uygulamalar çıkacaktır.

Beyin gücü ile bazı dijital cihazları kontrol etmek, düşünce gücüyle internette aramalar yapmak, belki bazı yeni duyular ilave etmek, beynin kapasitesini ve gücünü artırmak mümkün olabilecek.

Bu dönemde ciddi istihdam sorunları yaşanacaktır. Otomasyonun gelişmesiyle birlikte çağrı merkezlerinde, kamu ve benzeri evrak işlerinde, hatta hukuk, tıp ve benzeri alanlarda işten çıkarmalar görülecektir.

Sürücüsüz araçlar giderek yaygınlaşacaktır ve yasallaşması gerekecektir. İleri ülkelerde tüm yollarda sürücüsüz araçların dolaşımı yaygın ve normal hale gelecektir. Geri kalmış ülkelerde ancak özel bazı araçlar ve bazı özel yollarda sürücüsüz araçlara izin verilecektir.

Diğer yandan akıllı robotlar yaygınlaşacaktır. Ev işlerinde yardımcı olan, servis endüstrisinde yaygınlaşan ve tabii ki üretim ortamında sıklaşan robotlar hayatımıza girecektir. Bunların da hukuki düzenlemeleri yapılması gerekecektir. Asimov’un robot kanunlarına benzer maddeler ilgili kanunlara dahil olmasını göreceğiz.

Bilişim sektöründe ise internet devleri arasında bir konsolidasyon yaşanacaktır. Yani dev internet şirketlerinin sayıları azalacak, bir birlerini satın alarak büyüyeceklerdir. Küçük kalkınan yeni girişimler arasında ilginç iş modelleri yakalayan ve yarının devi olmaya yüz tutan bir düzine başarılı girişim ve girişimci karşımıza çıkacaktır.

Uzak Gelecek (2035 sonrası)

Y

apay zekâ giderek normalleşecek, dünyalaşacaktır. Ses algılama tümüyle sıradan, görüntü tanıma sayesinde her ortam akıllı hale gelecek, profilimizi bildiği için, girdiğimiz her ortam bize göre özelleştirilecektir. Ev, mağaza, ofis, araba, spor salonu, banka şubesi, kuaför, restoran, daha aklınıza gelecek her türlü diğer ortam da içine adım atan kişilere en iyi hizmeti, en özel ayarı yapacak hale gelecektir.

İnsan beyni yapısı ve işlevleri tümüyle çözülmüştür. Neo-morphic bilişim mimarisi iyice olgunlaşmıştır. Artık beynimiz ile dijital dünya arasında doğal bağlar bulunmaktadır. İnsan aklı ve internet aklı ayrılmaz bir bütün haline gelmiştir. Henüz herkesin sahip olduğu bir teknoloji olmasa da, gelir ve eğitim seviyesi uygun olanlar için bir standarttır.

Yapay zekâ insan aklını çoktan geçmiştir. Bu akıldan istifade etmek isteyen şirketler, bazı karar mercilerinde insan yerine yapay zekâ ajanları bulundurmaktadır. Bunların verdiği kararlar ise hukuk nezdinde insanların verdiği kararlar kadar geçerli olması için, yapay zekâ ajanlarına kimlik atanmaktadır, dolaylı olarak arkasındaki malike bağlanmaktadır.

Bazı ülkelerde meclislerde yapay zekâ ajanları bulunmakta, tavsiyeler vermekte, konuşulanlara yorumlar yapmaktadır. Yapay zekânın vereceği

kararlar daha insancıl, daha medeni ve daha düşünceli olunca, halk sokaklara çıkıp, normal insan politikacılar yerine siyasette daha çok yapay zekâ olması için gösteriler yapacaktır. Hatta bir yapay zekâ girişimi tümüyle siyasete odaklanıp, bir partiye dönüşecek ve seçilerek, meclise girme ihtimali yaşanacaktır.

SONUÇLAR

1

Yapay zekâ kaçınılmaz. İster özel sektörlerde ister kamusal alanda ister bireysel hayatımızda, yapay zekâ herkesin karşılaşacağı bir gerçektir. Bundan dolayı bunun toplumsal, hukuki ve etik boyutlarını bugünkünden çok daha fazla konuşmalıyız.

2

Yapay zekâ çok hızlı gelişmektedir. Bundan istifade etmek isteyen her kişi veya kurum, gerekli yetkinlikleri oluşturmak, bu yetkinliklerle neler yapabileceğini öğrenmek, geliştirmek zorundadır.

3

Devletler açısından yapay zekâ ulusal güvenlik meselesine dönüşecektir. Kimin algoritmaları daha keskin, kimin bilişim kapasitesi daha güçlü, kimin erişimi daha yaygın. Siber güç, fiziki güçten çok daha önemli bir hale gelecektir.

Risk: Yapay Zekâ İnsan Neslinin Tükenmesine Yol Açabilir Mi?

İ

nsanlığın geleceğinde önemli roller üstlenecek olan yapay zekâ aynı zamanda insanlık için belli riskler de barındırmaktadır. İnsan neslinin tükenmesine yol açabilecek yapay zekâ gelişimi konusunda araştırmalar yapan uzmanlar bu riski “varoluşsal risk” olarak adlandırmaktadır.  İnsan ırkı şu an için diğer türlere hükmedebilmektedir çünkü insan beyni diğer türlerde olmayan yeteneklere sahiptir. Eğer yapay zekâ insan beynini aşarak “süper zeki” olabilirse, bu yeni “süper zekâ” insanlıktan daha güçlü olabilir ve insanlığın bu “süper zekâyı” kontrol altında tutması zorlaşabilir.

Uzmanlar uzun vadede ortaya çıkabilecek varoluşsal riskleri araştırmakta ve bazı risk senaryoları ortaya koymaktadır. Araştırmacı Stuart Russell’ın ifade ettiği kaygılardan birisi yapay zekâ hedeflerinin yanlış belirlenmesidir. Russell insanlığın ne istediğini çok dikkatli bir şekilde belirlemesi gerektiğini savunmaktadır. Özellikle, kendi kendini geliştirebilen bir yapay zekâ yazılımı söz konusu olduğunda bu yöndeki kaygılar daha da ciddileşecektir.

Uzmanları kaygılandıran diğer bir konu ise yapay zekânın kendi kendine işler olduktan sonra hedeflerinde değişiklik yapılmasında güçlükler yaşanabilecek olmasıdır. Şu an için hedef odaklı yapay zekâ programları programcısının yapacağı hedef değişikliklerine direnecek kadar zeki değil. Ancak, yeteri kadar gelişmiş, “kendinin farkında olan” bir yapay zekâ hedef yapısında yapılacak değişikliklere pekâlâ direnebilir. “Süper zeki” bir yazılım insan operatörüne üstünlük sağlayabilir ve kapatılmasını ya da hedefinin değiştirilmesini önleyebilir.

Ayrıca, kendini koruma veya ilave kaynak edinme gibi basit görevleri takip eden bir yapay zekâ insanlarla direk olarak rekabet içine girebilir.

Yapay zekâ riskleri üzerine önemli teoriler üreten araştırmacı Nick Bostrom, yakın gelecekte olmasa da insan neslinin elbet bir gün tükeneceği varsayımından hareket etmektedir. Dünya üzerinde var olmuş türlerin tahmini olarak %99.9’unun neslinin çoktan tükendiğini belirten Bostrom, insan neslinin tükenecek olması halinde bunun iki şekilde olabileceğini vurguluyor: Ya evrim, gelişme veya dönüşüm sonucunda yeni bir tür veya yaşam formunun var olması ya da anlamlı bir devam olmadan basitçe insan neslinin tükenmesi.