Hikâyenin Gelişimi

J

ohn McCarthy 1955 yılında ilk kez “yapay zekâ” kavramını kullanmıştır. Ona göre yapay zekâ “akıllı makinelerin yapılmasının bilimi ve mühendisliğidir”. Bu tanımdaki akıllı, çevresini algılayan, verilmiş hedefe göre en iyi kararları alabilen ve davranışları kendi kendine yapabilen demektir. Makine ise bu bağlamda yazılımdır.

60’lı yıllarda önde gelen bazı üniversitelerde yapay zekâ çalışmaları hız kazandı. ABD Savunma Bakanlığı bu çalışmaları destekledi. 70’li yıllarda somut ilerlemeler oldu, ama beklenen insan zekâsına yakın yapay zekâ bir türlü oluşmadı. Bunun üzerine Savunma Bakanlığı fonlarını azalttı. 80’li yıllara bu anlamda “Yapay Zekâ Kışı” denilmektedir.

Diğer yandan dünyanın dört bir yanındaki araştırma ekipleri çalışmalarını devam ettirdi. Eksper sistemler gelişti. Bir konuda öğrenen ve öğrendikçe iyi, doğru ve insan zekâsından hızlı ve kapsamlı karar verebilen sistemler ortaya çıktı.

Diğer yandan görüntü tanıma konusunda önemli derecede yol kat edildi. Artık öğrenen algoritmalar insan kadar iyi, insandan daha hızlı görüntüleri algılayabilmektedir. Bu neden önemli? Çünkü sürücüsüz araçlarda engelleri ve çevreyi çok hızlı ve çok tutarlı bir şekilde algılayabilmek çok önemlidir. Ayrıca gözetim kamera görüntüleri, uçan dronlarda ve hızlıca yaygınlaşan nesnelerin interneti dünyasında çevreyi algılama, tanıma ve yorum yapabilme kabiliyeti çok büyük önem kazanmaktadır.

Google özellikle kendi iş modeli için, yani daha iyi bir arama motoru ve reklam konumlandırma için, yapay zekâ yetkinliklerini kullanmaktadır, daha da ilerletecektir. Facebook’ta neden o kadar çok vakit geçirdiğinizi hiç düşündünüz mü? Çünkü Facebook size özel, sizin ilginizi çekeceğini düşündüğü içerikleri öyle doğru bir şekilde önünüze çıkarıyor ki, baktıkça bakasınız gelmektedir. Yapay zekâ yetkinlikleri sayesinde bunu daha da geliştirecek.

IBM geliştirmiş olduğu WATSON yapay zekâ yazılımı ile pek çok sektörde insan zekâsı ötesi, çok katma değerli hizmetler sunmaya başladı. Kanser tedavisinde, tıpta cerrahi müdahale anında doktora öneriler, hava tahminlerinin kalitesini artırmak için, enerji sektöründe talepleri öngörebilmek için ve daha niceleri.

1997’de önemli bir olay oldu. IBM şirketinin Deep Blue isimli yapay zekâ sistemi Gary Kasparov’u satrançta yendi. 2000’li yılların başından itibaren yapay zekâ çalışmaları yeniden ivme kazandı. İnternetin yaygınlaşması, veri miktarlarının eksponansiyel artışı, bilişim gücünün buluta taşınıp, erişilebilir ve hızlıca ölçeklenebilir olması hesaplama gücünü çok artırdı.

2015 sonunda Google’ın satın aldığı DeepMind isimli şirketinin geliştirmiş olduğu AlphaGo isimli derin öğrenme algoritması GO oyununu çözdü ve Avrupa şampiyonunu 5-0 mağlup etti. Mart 2016’da ise GO dünya şampiyonu ile oynadığı maçı 4-1 kazandı. GO dünyanın en karmaşık oyunu olarak bilinmektedir.

Bugünlerde yapay zekâ internet devlerinin ve lider teknoloji üreticilerinin ilgisini tekrar çekti. Başta Google olmak üzere Facebook, Apple, Amazon, Microsoft, Baidu, IBM ve benzeri firmalar ekipler kurdu, yatırım yaptı, başka şirketler ve uzmanlar satın aldı ve emin adımlarla katma değerli ürünler piyasaya sürmeye başladı.

Bir yandan akıllı telefonlarımızda ses tanıma özelliği ile kişisel asistanlar ortaya çıkmaya başladı. Aşikâr ki burada enteresan bir rekabet yaşanacak. Böylece biz tüketiciler her gün daha vasıflı, daha yetenekli, daha güzel sesli asistanlarla karşılaşacağız.

Yapay zekâ pek çok alanda günlük hayatımıza girmiş durumdadır. Gelişen algoritmalar sayesinde çok hızlı ve çok etkili bir şekilde hayatımıza dokunmaya devam edecektir. Yapay zekâ öyle bir teknoloji ki, teknolojiyi görünmez hale getirmektedir. Konuşarak, el sallayarak, hatta sadece alışkanlıklarımızı yorumlayarak, hayatımıza değer katacaktır. Acaba ne kadar bağımlı hale geleceğiz? Acaba bizi tehdit eder hale gelecek mi?

 

DEVLERİN SAVAŞI

M

ilyarlarca doları olan teknoloji liderleri (IBM, Microsoft, Apple vb.) ve yine milyarlarca doları olan internet devleri (Google, Facebook, Amazon, Baidu vb.) yapay zekâ alanında doğrudan savaş halindedir. Bu savaş sadece bir teknoloji savaşı değildir. Pazar payını muhafaza etme ve genişletme savaşıdır. En iyi müşteri deneyimini sunma savaşıdır. Geleceğe hazırlanma, gerekli yetkinlikleri kazanma, rekabet üstünlüğü elde etme savaşıdır.

IBM çok uzun süredir yapay zekâ alanında çok önemli çalışmalar yapmaktadır. 1997 yılında Deep Blue Gary Kasparov’u satranç oyununda yenmişti. Sonra IBM Watson ortaya çıktı ve ABD televizyonlarında çok popüler olan Jeopardy yarışmasındaki en başarılı iki gerçek insan yarışmacıyı açık ara yenmişti.

Bu teknoloji bugün hastanelerde, askeri ortamlarda ve farklı sektörlerde öngörüler hesaplamak, çok büyük veri setleri üzerinden insan aklının ötesinde bilgiler ortaya çıkarmak için kullanılmaktadır.

Microsoft ve Apple tüketiciye yeni ara yüzler sunma yarışı içinde. Ses tanıma ve konuşulanı anlama kabiliyetleri sayesinde hayatımıza kişisel asistanlar girmeye başladı. Siri ve Cortana önümüzdeki yıllarda giderek akıllanacak, daha çok işlem yapabilir hale gelecekler ve Y-kuşağı, Z-kuşağı için sıradan bir arkadaş, günün akışı içinde olağan bir sohbet arkadaşı ve yardımcısı haline gelecek.

İnternet devleri bu konuda hiç de seyirci konumunda değil. Tam aksine, ellerindeki dev veri miktarları ve teknik yetkinlikleri sayesinde çok başarılı çalışmalar yürütmekteler. Teknoloji devleri ile internet devleri arasında ciddi bir savaş var. Özellikle yeteneklerin avlanması ve yeni girişimlerin satın alınması konusunda çetin bir rekabet yaşanmaktadır.

Google, Facebook, Baidu, Amazon ve Twitter gibi şirketler birbirlerinden yetenekler avlamaktalar. Fark edebildikleri genç girişimleri ve girişimcileri bünyelerine katma konusunda oldukça oburlar. Özellikle Google son yıllarda pek çok satın alma gerçekleştirdi ve yapay zekâ konusunda arayı açma, üstünlük kazanma konusunda hızlı adımlarla ilerlemektedir.

Tarih boyunca savaşlar esnasında her daim teknolojiler çok hızlı gelişmiştir. Bu siber/sanal savaşta da hem ülkeler, hem de şirketler için çetin rekabet koşulları geçerli olacak. Bundan dolayı yapay zekâ ve altındaki bilişim altyapısı, hem donanımsal hem  de algoritmalar olarak çok hızlı gelişecektir.

Ancak savaştan kimin galip geleceğini öngörmek oldukça zordur. Hızlı hareket eden, hedeflerine odaklı olan, vatandaşların veya tüketicinin teveccühünü en çok kazanan, yetenekleri bir arada tutup, en rekabetçi ortamı oluşturabilen avantajlı olacaktır. Bu bakımdan internet devleri daha avantajlı gibi görünmektedir. En büyük olanı şu an en çok ilerlemiş olan gibi görünmektedir. Zaman gösterecektir.

 

KÜÇÜKLERİN YÜKSELİŞİ

E

vrim teorisinde “Cambrian Patlama” olarak bilinen bir dönem vardır. İyi iklim koşulları, evrimin hazır olması ve benzeri nedenlerle hava, kara ve sudaki bitki ve hayvan çeşitliliğinde bir anda çok büyük artış görülmüştür.

Bir yandan teknoloji ve internet devleri savaşırken, diğer yandan pek çok yeni girişim doğmaktadır. Büyük veri miktarları, bulut tabanlı büyük bilişim kapasitesi kullanarak, yepyeni algoritmik yaklaşımlarla dünyanın önemli sorunlarını çözmeye gayret eden ekiplerin sayısı eksponansiyel olarak artmaktadır.

Aklınıza gelebilecek herhangi bir eşyayı, servisi, süreci veya iş modelini akıllı hale getirmek, ona bilişim kapasitesi ekleyerek mümkündür. Nesnelerin interneti, sosyal ağlar, büyük veri, mobil iletişim, bulut bilişimi ve benzeri ile bugün hayatımızın pek çok alanında akıllı şeyler artmaya başlamıştır. Daha da artacaktır.

Ama daha önemlisi, önümüzdeki dönemde, bu akıllı şeylere yapay zekâ eklenmesidir. İşte o zaman bu eşyalar gerçekten akıllı hale gelecek. Otonom kararlar verecek, yaşamımızı kolaylaştıracak, hayat kurtaracak, enerji tasarrufunda bulunacak. İşte bazı yetkin ekipler bu fırsatları gördüler ve kolları sıvadılar.