Genel Durum – Zekâ Haritası

Y

apay zekâ yeni bir konu değil. 30-40 yıldır bilinen ve takip edilen bir konu. Ancak 15-20 yıl kadar önce yapay zekâ kışı olarak adlandırılan bir dönem yaşandı. Devletler yapay zekâ için ayırdıkları kaynakları iptal etti, bazı araştırmacılar araştırmalarına devam edebilmek için ülke değiştirmek zorunda kaldı. Geçtiğimiz 10 yılda ise bir şeyler değişti ve yapay zekâ tekrardan teknoloji trendlerinin arasına girdi ve hatta başı çeker oldu. Peki, son 10 yılda ne değişti ve yapay zekâ tekrar trendler arasına girdi?

En büyük değişikliklerden biri çok daha fazla veriye sahip olmamız. Artık her yerde sensörler var, bizim için verileri topluyor, kaydediyor ve biz bu verilerden birçok yeni anlamlar çıkarabiliyoruz. Artık hayatımızın belli bir kısmını internette yaşıyoruz. İnternet kullanırken, sosyal medyada vakit geçirirken aynı zamanda sürekli yeni veriler üretiyoruz. Buna büyük veri deniyor. Büyük veri son zamanlarda en sık duyduğumuz tabirlerden birisi, artık neredeyse standart haline geldi. Ayrıca, herkesin erişiminde olmayan ama büyük miktarlarda veri üreten şirketler var. Özellikle, endüstriyel şirketlerin ürettiği veriler (enerji santralleri, fabrikalar, ulaşım araçları vb.) önemli bilgiler içeriyor. Bu verileri analiz edecek, kategorilere ayıracak, basitleştirecek algoritmalara ihtiyaç duymaya başladık.

Hızlı artış gösteren veri miktarıyla birlikte bilişim kapasitemiz de yükseldi. Şu an bir e-ticaret sitesinden alışveriş yapar gibi sunucu kabinetleri kiralayabiliyoruz. Bulut sistemlerinde veri depolayabiliyor ya da bu kapasiteyi kullanarak verileri analiz edebiliyoruz. Bilişim kapasitesine ek olarak, yeni algoritmalar ve yaklaşımlar geliştirildi. Derin öğrenme çok yeni olmasa bile günümüzde çok daha keskinleşti ve bu konuda çalışan sayısı önemli derecede arttı, artmaya devam ediyor. Son olarak, yapılan pek çok yapay zekâ çalışmasının açık kaynak olarak yürütülmesi yapay zekânın tekrar gündeme gelmesinde önemli rol oynadı. Günümüzde Google, Facebook, IBM gibi büyük şirketlerin tamamı yapay zekâ çalışmalarını açık kaynak haline getirdi.

Zekâ Haritası

İNSAN VE MAKİNE

İ

nsan ve makine farklıdır. Makineler insan yapımıdır ve insanın günlük işlerini kolaylaştırmaya yarar. Bununla birlikte, makineler insan medeniyetinin gelişiminde o kadar büyük bir rol oynamıştır ki günümüzde kimse makineler olmadan bir yaşam düşünememektedir.

Makinelerin canı yoktur, parçaları vardır, mekanikle çalışır. Belli görevleri yerine getirmek için kullanılırlar. İnsansa organiktir, bir yaşamı vardır. Duyguları vardır, üzülür ve sevinir. İnsanlar bilinçlerine göre hareket ederken, makineler onlara öğretilen şekilde işlev görür. Peki, insanı insan yapan özellikler her zaman tercih edilen özellikler midir? Biyolojik sınırların aşılması neler getirebilir ya da götürebilir? Duyguları olmayan bir makine, rutin ve insana göre sıkıcı olan işleri yapsa daha iyi olmaz mıydı?

Aslında insanlık tarihi boyunca bu gibi sorulara hep aynı cevap verilmiş. Önce küçük makineler, araçlar-gereçler insanın yerine getirdiği faaliyetleri üstlenmiş. Sonra fikir ve düşüncelerin yayılabilmesi için makineler kullanılmış. Sanayi devriminden sonra ise neredeyse her işlev makinelerle yerine getirilir olmuş. İnsan bedeninin kat edemeyeceği uzaklıklara makinelerle gidilmiş, insan eliyle yapılamayacak kadar büyük yapılar makinelerle inşa edilmiş, insan gözüyle görülemeyecek kadar küçük maddeler makinelerle incelenebilir olmuş.

Günümüzdeki insanlık medeniyeti bunu bir adım daha öteye taşıma ihtiyacı duyuyor. İnternet çağında bilgi toplumunun makinelerden beklentisi daha yüksek. Makinelerin öneride bulunmasını ve hatta seçim yapmasını, kendi kendini geliştirerek en iyi kararı vermesini bekliyoruz.

İnsan ve Makine

Yapay da olsa belli derecede bir akla sahip olmasını istiyoruz. Bu ihtiyaç veya istek beraberinde yeni sorular ortaya çıkarıyor. Ya makineler insanlardan daha yüksek bir bilinç düzeyine sahip olur da insanla birlikte yaşamayı seçmezlerse ne olacak? Robotlar dünyayı ele geçirmeye çalışır mı? Ya da özellikle bilgi alanında makineler insanın yerini tamamen tutabilir mi?

Bu sorulara şu an cevap vermek çok zor ama görünen o ki yirmi birinci yüzyılda tartışılacak konu yapay zekânın dünyayı ele geçirme riskinden ziyade insan ve makine arasında doğru dengenin oluşturulması olacak.

‘HER’ TURING TESTİNİ GEÇMİŞE BENZİYOR?!

F

ilm boyunca kalbi kırık Theodore’un bir yazılımla aşkına tanıklık ediyoruz. Bir yazılım olmasına rağmen tatlı ses tonu, espri anlayışı, Theodore ile kurduğu yakın ilişki, bir yapay zekânın Turing testini de çoktan geçtiğinin bir göstergesi, çünkü kahramanımız filmde bu yazılıma ‘gerçekten’ aşık oluyor. Peki ama nasıl?

Bir yapay zekâya aşık olabilir miyiz ya da onu ne kadar insansı görebiliriz? Bu şimdilerde sıkça sorulmasa da, önümüzdeki 50 senede rengini çok daha fazla belli edecek bir konu. Günlük hayatımıza önce mobil üzerinden Siri ile girmeye çalışan yapay zekâ mevzusu, henüz Tamogachi’ler kadar iletişim kurduğumuz bir yazılıma dönüşmedi. Haziran ayında Google’ın Assistant uygulamasını duyurması, bu fikrin Ray Kurzweil’in gündeme getirdiğini tabii ki düşündürdü. Neden? Çünkü Ray Kurzweil da yapay zekâlardan ‘HER’ filmindeki kadar çok medet umanlardan. Peki, bilgisayarımızda bizimle konuşan, çoğunlukla anlayan, bizden öğrenen ve aslında bilgisi karşısında bir süre sonra hayranlık duyacağımız bir yazılım olsa, ilişkimizi gözden geçirir miydik ya da ciddi mi düşünürdük?

Bence ciddi düşünürdük, çünkü Ex Machina filminde de ortaya çıktığı gibi manipülasyona ve inanca epey yatkın yaratıklarız.

Yapay zekâ ile iletişim kurmak, bir insandan beklediğimizin çok daha ötesinde bir deneyim yaşatabilir. Bilmek istediklerimizi hızlıca tarayabilir, okumayı en sevdiğimiz kitaplar ve yazarlardan anlık öneriler yapabilir, sorular sorabilir, muhabbet açabilir, üstelik biz leb derken leblebiyi en hızlı anlayanlardan biri olabilir.

Duygu durumlarımız dalgalandığında, seçtiğimiz bir ekolden psikologluk yapabilir, hangi çayı içmenizin iyi geleceğini öneren organik teyzemiz de. Yani ihtiyaçlarımızı zihinsel olarak büyük oranda karşılayabilir.

HER filminde Theodore’un ihtiyaçları zihinsel olmanın çok ötesinde, tamamen duygusal bir sürece dair. Yine iletişim üzerine odaklı olsa da, buradaki yapay zekâ teması, duygu durumlarına yanıt verecek bir altyapıya sahip. Bu konu biraz muamma. Çünkü duygu dediğimiz araç, biyolojik bir tepkime sonucu bedeninizdeki hormonların değişmesiyle tetikleniyor. Kendimizi düşünsel olarak manipüle ederek hormon seviyesini hack’leyebiliyoruz. Ama bir yere kadar, çünkü beden ve zihin birlikte evrimleştiği için fiziksel uyaranlar duyguları çoğu zaman zihinden hızlı tetikliyor. Dolayısıyla tıpkı Black Mirror’ın 2. sezonun ilk bölümündeki gibi, ölen eşimizin yapay zekâsı geri gelse, ondan canlı gibi davranmasını bekleyebiliriz. Yani bizi şaşırtmasını! Ki bu da hüsran olabilir.

HER filmindeki yapay zekâ temel flört yasalarını az çok takip ederek insanları pekala tavlayabilir. Özellikle de diyalog üzerinden bir ilişki arayanlar ve yalnızlıkla baş edemeyenler için birebir çözüm de olabilir. Geleceğin dünyasında, kendi istediğimiz gibi kişiselleştirdiğimiz, zaman zaman belli yazılım eklentileriyle karakterini değiştirebildiğimiz, komik ve bilge yapay zekâlar çıktığında, sevgilimizden daha çok vakit geçirmemiz epey olası. Hele bir de size kitap okusa, maillarınızı yazsa, film açsa, dizi gösterse, müzik başlatsa aşık bile olabilirsiniz. Neye mi? Kendimizin bir kopyasına?!

HER

İşte o zaman Google Assistant ile fantezilerini gerçekleştirme yolunda ilerleyen Ray Kurzweil, kendini yapay zekâya aktarmanın yolunu bulmuş olur. Biz de Ray Kurzweil öldükten sonra bile onunla sohbet edebiliriz. Tıpkı filmdeki gibi Ray Kurzweil bu sohbeti binlerce insanla aynı anda yapabilir. Belki içimizden biri Ray Kurzweil’e aşık olur, sabah ilk uyandığında onun sesini duymak isteyebilir. İşte o zaman, sahiplenme ve aşk ilişkisini HER’deki gibi bir kez daha gündeme getiririz. Dolayısıyla yapay zekâlar insanlığı ele geçirmekten öte, bilinci evrime zorlayabilir. Kavramlarımız yer değiştirdiğinde, yapay ve doğalın ayrımını, tekillik üzerinden bir kez daha yapmak iyi olur.

Bana sorarsanız Elon Musk’ın yapay zekâsıyla aşk yaşamaya varım.