Bugünlerde olaylar üst üste mi geliyor, yoksa bende bir algıda seçicilik oldu, bilemiyorum, ama bugün gelişen bir olay, yine beni şaşkına çevirdi.

2010 – 2012 yılları arasında Orta Doğu’da çalışma fırsatım oldu. Bu bana ilk teklif edildiğinde açıkcası heyecanlanmıştım ve bundan ötürü de kabul etmiştim. Ama Orta Doğu’ya gidip geldikçe, benim için doğru ortam olmadığına, hatta pek çok sebepten ötürü oranın genel olarak problemli bir ortam olduğuna kanaat getirdim. Çok başarılı olmuştum ve oraya transfer olma ve yerleşme teklifi ile karşılaşınca, el frenini çektim ve o görevi bırakıp, İstanbul’a döndüm. Maddi anlamda çok irrasyonel bir karardı, ama banka hesabımın değil, aklımın ve kalbimin sesini dinledim, çok da memnunum.

3 yıl içinde Orta Doğu’daki tüm ülkeleri, yani aslında şehir devleti olan, balıkçı köylerinden metropollere dönüştürülmüş olan, çöl devletlerini gezme, görme, tanıma şansım oldu. Çok net bir kast sistemi gördükçe, çok üzülüyordum. Her yabancı ile konuşuyordum. Beyaz yakalıların keyfi yerindeydi, tam anlamıyla paralı asker mantığıyla ceplerini doldurmaya gelmişlerdi. Mavi yakalılar ise genelde doğudan geliyorlardı ve hiç bir hakları yoktu, yalnızlardı, aileleri memleketteydi ve bilfiil köle statüsündelerdi. Bu yürek parçalayan realiteye tahammül etmek istemediğim için, bilinçli bir şekilde görevi bıraktım.

Doha ziyaretlerimde en çok dikkatimi çeken şehrin dışında, yani çölün ortasında Carnegie Mellon Üniversitesinin kampüs kurmuş olmasıydı. Acaba bu kimin fikriydi? Acaba bunun bedeli neydi? Acaba o kampüste okuyanların motivasyonu nedir? Acaba o kampüste çalışanların motivasyonu ve angajmanı nedir?

O kadar çok paranız olduğunda dünyanın en iyi üniversitelerinden birini ülkenize getirme fikri kolayca akla geliyor. Kendi imkan ve çabalarınızla böyle bir üniversite ve birikime sahip olamayacağınızı realize edince, doğal bir tepki. Ama bu kadar basit olmalı mı? CMU bundan ne elde ediyor? Ruhunu satarak, ABD’deki araştırma faaliyetlerine fon mu sağlamış oluyor? Katar’daki öğrenciler ABD’ye gitse, ailenin ev huzuru mu bozulacak, çocukların terbiyeleri mi bozulacak? Bilemedim…

Abu Dhabi hiç geri kalır mı? Gördüm, artırıyorum mantığı ile bir kaç adım ötesine geçiyor. 1257 yılında kurulmuş olan meşhur Sorbonne Üniversitesinin Abu Dhabi kampüsü var. Aynı sorular burası için geçerli? Bu gerçekten gerekli mi? Bu kadar basit bir şekilde mümkün olabilmeli mi? Parayla her şeyi satın almak mümkün olabilmeli mi?

8 Kasım 2017 tarihinde, Abu Dhabi’de başka ilginç bir mekanın açılışı kutlandı. Birleşik Arap Emirliklerinin başkanları ve Fransa’nın yeni devlet başkanı mevcutlardır. Söz konusu hadise Abu Dhabi’de bir Louvre müzesinin açılışıdır. Louvre Müzesi??? Paris nere, Abu Dhabi nere… Aşkın şehri, şiir, sanat, kültür, ihtilal, yaşanmışlıkların şehri Paris bir yanda, çölün ortasında petrol zengini Abu Dhabi bir yanda…

Nasıl olabilir? Bunun bedeli nedir? Bunun amacı nedir? Bunun faydası nedir? Bunun sonuçları ne olacaktır? Bu bir başlangıçsa, nasıl devam edecek? Bu topluma bir hizmet mi, bir eziyet mi, bir hezimet mi? Aslında duymuştum, duyduğumda da aklıma gelmişti, çok da şaşırmamıştım. Ama o bölgeye gitmeyeli epeyce olmuş demek ki, aklımdan da çıkmış, bugün tekrar duyduğumda, kısmen şok oldum. Gerek var mı?

Topkapı Sarayın kopyası Dubai’ye kurulsun mu? Başka neyi kopyalayalım? Bu tür projeler hizmet ihracatı kapsamına mı giriyor? Acaba vergi teşviki var mı?

Peki o toplum bu eserleri algılayabilecek mi? O toplum yüzünü Batıya mı çevirecek, Doğuya mı dönecek, yoksa kendi yolunu bulabilecek, bir yol çizebilecek mi? Bir kültür, bir miras geliştirebilecek mi? Dubai mutfağı var mıdır? Abu Dhabi’nin nesi meşhurdur? Gittiğinizde çocuğunuza hatıra ne alırsınız? Kültür, miras, değer, medeniyet bunlar değil midir? Safranbolu’nun evleri ihraç edilsin mi? Ege’nin şivesi dünyanın başka neresinde konuşulur? Güney Koreliler horon tepseler komik mi olur, traji-komik mi? Benim yanıtlarım yok, ama temennilerim var. Her şey yerinde güzel, her şey yerinde anlamlı. Görülmese de her şeyin kökleri var, her şeyin bir oluşum süreci var. Buna saygı gösterilmeli. Bundan esinlenmeli, çalışmalı, azmetmeli, medeniyete katkıda bulunmalı. Hazırcı olmamalı, taklitçi olmamalı, azıcık özenmeli, özgün olmalı…

Abu Dhabi’deki Louvre’nin YouTube kanalındaki tanıtım videosu. İnsanın hikayesi oradaymış… Hayırlısı…

Recent Posts

Aramak için bir kelime yazın

X

Arkadaşınızla paylaşın.