Ben borsadan hiç anlamam. Hayatım boyunca tek bir hisse senedim bile olmadı. Sanırım bundan sonra da olmaz. Pek çok şey kaçırıyor olabilirim, ama hiç gözüm yok. Olanın yolu açık olsun…

Borsanın ekonominin önemli bir unsuru olduğunu ve temel (asıl) amacının çok yüce olduğunu düşünüyorum. Ancak son 20 – 30 yılda geldiği hali ve kullanım şeklinde baktığımda, orijinal amacından epeyce uzaklaştığını ve dünyanın gelir eşitsizliğinin artmasında çok önemli rol oynadığı aşikardır.

Bu hafta sonu Paradise Papers sızıntısı oldu ve vergi cennetlerinde kimlerin hangi dolaplarının döndüğü deşifre oldu, kısmen. Zaten bunlar biliniyor idi, bu adacıkların zaten temel var oluş sebepleri budur. Ama burada bilfiil kimlerin olduğu pek bilinmiyordu. Sempatik bir formula 1 yarışçının özel jeti böyle bir yere kayıtlı olduğunu bilmiyorduk. Bu yarışçı hakkında artık ne düşünelim? Sevelim mi, dövelim mi? Yoksa ‘ne olacak yaa’ deyip geçelim mi?

Sanki durum tam öyle değil. Hadi bireyler bir kenara bırakalım. Zenginler, hırslılar, hırsızlar, kibirliler, doyumsuzlar. Ama bu onların boynuna, diyelim. Ya şirketler? Evet, onları da tahmin edebiliriz. Ama aklımıza daha karanlık alanlara yakın, arka planda çalışan, doğrudan tüketici ile ilikisi olmayan şirketler geliyordur, diye tahmin etmişizdir.

Ya durum öyle değilse? Ki artık hepimiz biliyoruz ki, durum hiç bile öyle değil. Nike, Apple ve daha niceleri. Vergi ödemek bu kadar büyük bir enayilik mi? Bizler ne yapalım? Tüm bu çalışanlar ne yapsın? Peşin peşin, hiç sorulmadan, paşa paşa vergisini herkes ödemektedir. Herkes biraz üzülüyordur, keşke daha az olsa diyordur, ama nitekim aldığı hizmetin karşılığında, ikna oluyordur. Hizmetin son derece verimsiz, hatta kalitesiz olduğunu düşünsek de, toplumda yaşamanın, bir devlette bulunmanın bir maliyeti olması gerektiği fikri oldukça eski, aklımızda oldukça yerleşik.

Apple her şeye rağmen, cinsel istismarlara rağmen, vergi cennetlerini kullanmalarına rağmen, hisseleri sürekli artmaya devam etmektedir. Bu nasıl bir borsa ve nasıl bir yatırımcı eğilimi olabilir ki, etik ve moral değerleri hiçe saysın. Apple bugün itibariyle ilk kez 900 Milyar USD pazar değeri ile dünyanın açık ara en değerli şirketi ve bu gidişatla 1 Trilyon USD’yi zorlama yolunda.

Demek ki dünyanın en değerli şirketi olmak için, güzel ürünlerin tasarlanması, sunulması yeterli değil, aynı zamanda tüm etik değerlerinizi bir kenara atıp, kar maksimizasyonundan başka hiç bir şey düşünmemeniz gerektiğini net bir şekilde kanıtlamaktadır.

Yani borsa etik davranışları değil, gayri-etik davranışları ödüllendirmektedir. Etik değerlere uyarak ancak vakıf veya dernek olabilirsiniz. Başarılı bir şirket olmak için, insanlık tarihinin en değerli şirketi olmak için, böyle şeylere çok aldırış etmemek gerekmektedir. Borsacılarla neden anlaşamadığımı şimdi daha iyi anlamış durumdayım…

Dedim ya, medeniyetin geldiği son nokta. Bugünlerde kafaya taktım…

Alttaki videoyu bu bağlamda paylaşmak isterim: Paradox mu desek, sadece düz mantık riyakarlık mı desek? Karar sizin…

Recommended Posts

Aramak için bir kelime yazın

X

Arkadaşınızla paylaşın.