TUS Uzmanlık Oyununun Birincisi Ahsen Gülce Oldu!

Binlerce doktor adayını ilgilendiren ve TUS sınavının formatını tamamıyla değiştiren TUS Uzmanlık Oyunu, geçen yıl itibariyle tüm doktor adaylarının tamamlaması gereken bir görev olarak yürürlüğe girmişti. Sağlık Bakanı Gökhan Göl’ün 2035 yılında kamuya duyurduğu TUS Uzmanlık Oyunu projesi için Türkiye’nin en ünlü oyun geliştiricileri ve alanında uzman doktorlarından oluşan bir ekip 3 yıl boyunca çalışmıştı. Doktor adaylarının başta pediatri, kadın doğum, genel cerrahi, nadir hastalıklar, dahiliye olmak üzere birçok alanda teşhis ve müdahale konusunda uzmanlıklarını ölçmek için geliştirilmiş olan oyuna, bu yıl Türkiye’nin dört bir yanından toplamda 120.000 uzman adayı katıldı.

Oyun, 100 aşamalı ve TUS Uzmanlık Sınavı kapsamında bir hastane simülasyonu içerisinde farklı hasta senaryoları için teşhis ve tedavi seçenekleri sunarak, uzman adaylarının yetkinliğini ölçüyor. 100 aşamalı oyunun ilk aşamaları, yaygın olarak bilinen hastalık senaryolarından oluşurken, aşamalar geçildikçe nadir hastalık teşhis/tedavileri ve ağır cerrahi operasyonlarda başarı oranı gibi zor bölümlerden oluşuyor.

Bu yıl Türkiye’de ilk defa uygulanan TUS Uzmanlık Oyunu’na giren 120.000 kişi arasında birinci olan ise Ağrı Tıp Fakültesi mezunu 25 yaşındaki Uzman Adayı Ahsen Gülce oldu. Ahsen, oyunun 100 aşamanın 99’unu başarıyla tamamlayarak rakiplerini geride bıraktı. Ahsen, oyundaki başarısını, Tıp alanına olan tutkusuna ve çocukluğundan bu yana en büyük hobisi olan oyun oynamaya bağladı. Uzmanlık sınavının oyuna dönüşmesinin kendini çok memnun ettiğini vurgulayan Gülce, TUS Uzmanlık Oyunu’nu TUS sınavının stresinden uzak, eğlenceli bir yarış olarak tanımladı.

Türkiye’de erişkin nüfusun büyük bir çoğunluğu “bencillik” nedeniyle yalnız!

Yalnızlar Bakanlığı’nın yaptığı araştırma neticesinde, Türkiye’de son 10 yılda kaba evlenme hızı binde bire geriledi. Boşanma oranları ise geçtiğimiz yıl yüzde 71 iken, bu yıl itibariyle yüzde 74’e ilerledi.

Son yirmi yıldır, toplum üzerinde etkisini derinden gösteren bireyselleşme trendinin bir sonucu olarak, Türk toplumunun büyük çoğunluğu yalnızlıktan müzdarip. Bu sebeple geçen yıl itibariyle kurulan Yalnızlar Bakanlığı’nın yaptığı araştırmalar neticesinde, evlilik oranları da dünya üzerindeki trendle eşdeğer bir şekilde hızla geriliyor. Yalnızlar Bakanlığı’nda yapılan evlilik araştırmasının koordinatörü olan Psikolog Tansu Güldal’a göre, bireyselleşme, toplumun yaşadığı yalnızlık duygusunun temelinde yatan faktörlerin başında geliyor. Güldal’a göre, bireyselleşme toplumları ben merkezciliğe ve bunun sonucunda bencilliğe sevk ediyor. Yalnızca sosyal medya hesapları ve oyunlar üzerinden iletişim kuran ve evlerinden çıkmayı zorunlu olmadıkça tercih etmeyen erişkin nüfus, eş ve arkadaş kurma konusunda çok büyük zorluklar yaşıyor. Evlenme, arkadaş edinme gibi duygusal ilişkiler konusunda yazdığı kitaplarla en çok okunanlar listesine adını yazdıran Tansu Güldal, duygusal ilişkilerin temelinde empati kurma, karşıdaki için emek verme ve ben merkezcilikten uzaklaşarak “biz” olarak düşünmenin yattığını dile getirdi. Eski Türk geleneklerinde aile kurmanın çok önemli bir yeri olduğunu vurgulayan Güldal, neslin hastalığının bencillik olduğunu dile getirdi. Bu hastalıktan kurtulabilmek adına, eski Türk geleneklerinin temelini oluşturan sıkı aile ve komşuluk ilişkilerini canlandırmamız gerektiğini vurgulayan Güldal, mutluluğun sırrının empati odaklı insan ilişkilerinde yattığını vurguladı. Bencilliği toplumun kalbinden söküp atmak adına başlattığı “Başkalarını Düşün!” kampanyasına toplumun her kesiminden bireyin davetli olduğunu dile getiren Güldal, hep birlikte yeniden ben merkezcilikten uzak ve yalnız hissetmediğimiz bir toplum yaratmak için savaşmamız gerektiğini dile getirdi.

Hotel Odyssey Yolunda Elim Kaza!

2032 yılında Ay’da şişme modüllerle inşa edilen ve dünyanın ilk uzay oteli olmasıyla bilinen Hotel Moon yolculuğu sırasında içerisinde 20 Türk yolcunun bulunduğu SpaceIst’e ait uzay kapsülü patladı.

Son 7 yıldır, faaliyet gösteren ve dünyanın dört bir yanından ziyaretçilerini kabul eden Hotel Moon için bugün saat 14:00’de İstanbul’dan havalanan uzay kapsülü IST-434 sebebi henüz açıklanmayan bir nedenden dolayı dünya yörüngesinden çıkmadan patladı. Şu ana kadar 97 farklı seferde kullanılan ve bakımının titizlikle yapıldığı vurgulanan uzay kapsülü, toplamda 500 Türk yolcuyu Hotel Odysey’a sağ salim ulaştırmış ve geri dönüş yolunda da yolcularını taşımıştı.

Yolcular arasında, daha önce 4 defa Hotel Odyssey’da konaklayan ve çocuklarıyla birlikte ilk yolculuklarına çıkan Türk iş kadını Gülse Güncel, eşi Kazım Kor ve çocukları Nazlı Kor (14) ve Gülbiz Kor (9)’un da bulunduğu kaydedildi. 4 kişilik mürettebatla birlikte toplamda 20 kişinin bulunduğu kapsülden canlı kurtulan olmadı. Geriye 14 yaşındaki Nazlı Kor’un kapsüle binmeden önce kardeşi ile birlikte çekip sosyal medya hesabında paylaştığı video kaldı. Paylaşımlarında yolculuk için çok heyecanlı olduklarını dile getiren kardeşler, uzay oteli Hotel Odyssey’u çok merak ettiklerini dile getirmişti. Anne ve babalarının daha önce çıktıkları 4 yolculukta da yerli üretimimiz olan SpaceIst şirketinin uzay kapsüllerini tercih ettiklerini söyleyen kardeşler, SpaceIst’teki ilk yolculukları için aldıkları eğitim videolarını da sosyal medya üzerinden paylaşmıştı. Kazanın ardından gözler SpaceIst şirketine çevrildi ve sosyal medya üzerinden milyonlarca vatandaş konu ile ilgili açıklama beklediklerini dile getirdi. Kaza ile ilgili şirketten henüz resmi bir açıklama gelmezken, ülkede yas ilan edildi ve uzay seferlerine bir sonraki talimata kadar ara verilmesi kararlaştırıldı.

Duruşma hakiminin yanlı olduğu ortaya çıktı, sanığın suçsuzluğu kanıtlandı

Robot Yargıç Ahmet Haktan(47)’ın suçsuz olduğuna kanaat getirdi!

Bilişim şirketi InformaTurk’ün CFO’su Ahmet Haktan (47), 2034 yılında, şirketin CEO’su Gülnur Kar ile yemek yedikleri restoranda aralarında çıkan tartışmanın ardından Gülnur Kar’ın şüpheli bir şekilde ölü bulunması nedeniyle cinayetten yargılanmış ve suçlu bulunarak ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Gizli tanıkların Haktan’ın aleyhinde verdikleri ifadeler nedeniyle, medyada günlerce konuşulan davanın sanığı Ahmet Haktan, basına verdiği açıklamasında hâkimin ve tanıkların yanlı olduğunu dile getirmiş ve sosyal medya paylaşımlarında her fırsatta suçsuz olduğunu ve suçun üzerine yıkıldığını söylemişti. Dava sürecinin gizli yürütüldüğü ve duruşmalarına basının kabul edilmediği davada, Ahmet Haktan suçlu bulunmuş ve cinayet suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı.

Son 5 yıldır bulunduğu ceza evinde hukuk mücadelesi veren ve suçsuz olduğunu dile getiren Ahmet Haktan, robot yargıca temyiz davası talebinde bulundu. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de geliştirilen ve şu ana kadar 7000’den fazla davaya bakan robot yargıcın erişebildiği veriler doğrultusunda %99 oranında doğru hükümler verdiği kaydedilmişti. Son çare olarak, tüm verileri yansız olarak değerlendirmesi nedeniyle, Türkiye’de yapılan halk oylamasında en güvenilir karar mercilerinden biri olarak kabul edilen robot yargıca başvuran Ahmet Haktan, robot yargıcın yaptığı değerlendirme sonucunda suçsuz bulundu. Robot yargıç, gizli tanıkların ifadelerinin olduğu video kayıtları sonucunda, kişilerin jest ve mimiklerinden dolayı güvenilmez oldukları sonucuna vardı. Bununla birlikte, Gülnur Kar cinayetinde karartılmış birçok delil olduğu kanaatine vardı. Robot yargıcın verdiği beraat kararının sonucunda Ahmet Haktan dün akşam saatlerinde salınıverdi.

Dünyanın en ünlü gıda şirketi SafeFood gıda terörü nedeniyle 100000000 BTC para cezasına çarptırıldı!

Türkiye’de organik bebek mamaları ile bilinen ve bugüne kadar milyonlarca ebeveynin tercih ettiği SafeFood, Sosyal Kredi Sistemi’nin incelemeleri sonucunda yüz milyon BTC’lik para cezasına çarptırıldı.

Bundan bir yıl önce, yüksek alerjik bünyesi sebebiyle ailesi tarafından yalnızca organik ürünlerle beslenen 2 yaşındaki küçük Mehmet’in SafeFood bebek mamasını yedikten sonra fenalaşması nedeniyle gündeme gelen şirket, delil yetersizliği sebebiyle suçlu bulunamamıştı. Ancak bu süreçte, müşterilerden gelen şikayetler kapsamında, incelemeye alınan şirketin ürünlerinin, alerjik bünyelere uygun olmadığı halde bu iddia ile satış yaptığı belirlendiği için, yanıltıcı reklamlar yayımladığı belirlendi, Sosyal Kredi Puanı C seviyesine düşürüldü.

Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de en çok tercih edilen bebek maması markalarından biri olan SafeFood ürünlerinin incelenmesi sonucunda, bebek maması üretiminde kullanılan malzemelerin yüzde 68’nin organik olmadığı ortaya çıktı. Daha önce de yanıltıcı reklam yayımladığı sebebiyle sabıkası bulunan ve yaptığı reklamlarda ürünlerinin yüzde yüz organik olduğu iddiası ile tüketicileri kandırdığı ortaya çıkan şirketin Sosyal Kredi Puanı, yanlış ve yanıltıcı reklam yayımlama sebebiyle F seviyesine düşürüldü ve tarihin en yüksek para cezası olan yüz milyon BTC’ye çarptırıldı. Şirketin bu bedeli karşılayabilmesi için, Türkiye’de kurduğu fabrikaları ve tarım arazilerini satması gerektiğini dile getiren ünlü ekonomist Prof.Dr. Ayhan Şeker, bu karar sonucunda şirketin iflasını kesinleştirdiğini söyledi. Şeker, şirketin bu meblağı ödeyebilmesi ve Sosyal Kredi Puanını yükseltip, Türkiye’de faaliyetlerine devam edebilmesi için 20 yıl boyunca devletin belirlediği sosyal sorumluluk projelerinde yer alması gerektiğini söyledi. Şirketin bu karar karşısında ne yapacağı ise merak konusu.

Yeni Geliştirilen Kanser Tanımlama Cihazı Sema’nın hayatını kurtardı

Türkiye’de 6 ay önce tüm hastanelerde yerini bulan yapay zekâ tabanlı kanser teşhis cihazı binlerce hastanın hayatını kurtarmaya devam ediyor. Cihaz, Prof. Dr. Aylin Koru ve ekibi tarafından geliştirildi. Tanıda en yüksek başarıyı hedefleyen ekip, yapay zekâ tabanlı cihazı, cihaza dünya üzerindeki tüm kanser hastalarının verilerini öğreterek geliştirdi. Görüntü işleme teknolojisi sayesinde, farklı türe sahip kanser hastalarının ciltlerindeki lezyonları öğrenen cihaz, bir buçuk dakika içinde, cilt tarama verilerini kullanarak %99,9 oranında doğruluk payıyla kanser teşhisi yapabiliyor. Günümüzde literatüre geçen 100’den fazla kanser çeşidinin tamamını teşhis edebilen cihaz, her kesimden vatandaşın dertlerine henüz başlangıç evresindeyken deva oluyor.
Babasını akciğer kanserinden 1 yıl önce kaybeden 20 yaşındaki Sema, yeni geliştirilen cihaz sayesinde hayatı kurtulanlardan biri. Sema, 3 ay önce genetik yatkınlık olabileceği düşüncesiyle kanser taraması yaptırmaya karar vermiş. Kanser teşhis cihazının bir buçuk dakika içerisinde ciltteki lezyonları tarayarak teşhis yapabildiğini duyduğunda çok şaşırmış. Tarama sonucunda babası gibi kendisinin de akciğer kanserinin en erken safhasında olduğunu öğrenmiş. Babasını çok yakın zamanda aynı hastalıktan kaybettiği için, ilk öğrendiğinde çok üzüldüğünü ve korktuğunu dile getiren Sema, kanserli hücrelere henüz erken oluşum safhasındayken yapılan teşhis sayesinde, 1 aylık kısa bir tedavi sonucu tamamen iyileşmiş. Babasının uzun yıllar akciğer kanserini yenmek için direndiğini fakat teşhisin geç olması nedeniyle tedavisinin mümkün olmadığını ve hastalığın ilerlediğini anlatan Sema, kendisini erken teşhis nedeniyle çok şanslı görüyor. Kanser nedeniyle ölümün, geliştirilen cihaz sayesinde tarihe karışacağını düşündüğünü söyleyen Sema, Prof. Dr. Aylin Koru ve ekibine minnetlerini sunuyor ve her yaştan insana bir buçuk dakikalarını ayırarak kanser teşhis cihazından geçmeleri için çağrıda bulunuyor.

Tarihte Bu Ay

MART 1979

Yemen’de Savaş Var

MART 1999

Matrix Sinemalarda

MART 2019

Boeing 737 Max Uçak Kazası

OCAK 1999

Euro tanıtıldı

OCAK 1979

ABD-ÇİN arasında diplomatik ilişkiler başladı

Recent Posts

Aramak için bir kelime yazın

X