Türkiye’de Yalnızlar Bakanlığı Kuruldu

İlk olarak 2018 yılında İngiltere’de kurulan Yalnızlar Bakanlığı, son yıllarda dünya üzerinde sosyal bağı olmayan yalnız insanların artmasına bağlı olarak geçtiğimiz yıllarda birçok ülkede kurulmuştu. Geçen yıl artan ihtiyaç nedeniyle, medyada sık sık gündem konusu olan Yalnızlar Bakanlığı, meclis ve kamuoyu oylamasının ardından bugün itibariyle Türkiye’de de kuruldu.

TÜİK’in yayımladığı bilgilere göre, ülkemizde 65 yaş üstü nüfus 18 milyona ulaşmış durumda. Yani ülkemiz nüfusunun %18,7’sini yaşlı nüfus oluşturuyor. İstatistik verilerine göre, 18 milyon yaşlının 12 milyonu yalnız yaşıyor, çoğu haftalarca hatta aylarca hiçbir sosyal temas kurmadan hayatını devam ettiriyor.  Bununla birlikte yalnızlıktan etkilenen tek kesim yaşlılar değil. Engelli insanlar, göçmenler ve farklı yaş gruplarından birçok insan yalnızlıktan şikâyet ediyor. Yalnızlığın insan sağlığına, ölüme varabilecek kadar ciddi zararlar verdiği halihazırda bilinen bir gerçek. Kurulan Yalnızlar Bakanlığı ile her kesimden birçok insanın dertlerine derman olunmaya çalışılacak. Türkiye’nin ilk Yalnızlar Bakanı Altuğ Hamdi Bilir’in kamuoyuna yaptığı açıklamaya göre, Yalnızlar Bakanlığı’nın en önemli görevlerinden biri de eski Türk kültürünün sosyal ögelerini tekrardan diriltme çalışmaları olacak. Yalnızlığın dünya üzerinde son yirmi yıldır gittikçe radikalleşen bireycilik kültürünün kabul görmesi sonucunda ortaya çıktığına dikkat çeken Bilir, eski Türk geleneklerinde önemli bir yeri olan komşuluk ilişkileri, yardımlaşma ve dayanışma, misafirperverlik gibi kavramların toplumdaki her kesim için faydalı gelenekler olduğunu vurguladı. Bu kültürel kodları tekrardan gün yüzüne çıkardığımız takdirde, artan intihar oranları, psikolojik rahatsızlıklar ve en önemlisi yalnızlığın üstesinden gelebileceğimize dikkat çeken Bilir, tüm vatandaşların elini taşın altına koyması gerektiğini söyledi.

Bakanın açıklamaları, yediden yetmişe birçok vatandaşın likelarını topladı, konuşmanın sosyal medyada beğenilme oranı 40 milyonu bularak son bir yılın beğenilme rekorunu kırdı.

Kişiye Özel Nano İlaçlar Sayesinde Kanser Tedavisinde Başarı %95 Oranında Arttı

Çok değil, bundan 20 yıl öncesine kadar insanlar eczanelerden “herkesin kullanımına uygun” olduğu iddia edilen ilaçlarla tedavi görüyordu. Doktorlar aynı teşhisi koydukları hastalarına, aynı içeriğe sahip ilaçları, herkes için aynı kullanma süresini şart tutarak tedavi etmek için uğraşıyorlardı. Fakat günümüz bilgilerinin ışığında, bu yöntemin hastaların büyük bir çoğunluğu için tedaviyi aksattığını, hatta yan etkilerinden dolayı kişileri daha büyük sıkıntılara sürüklediği kanıtlanmış durumda.

Tedavide verimliliği arttırmak adına, son beş yıldır birçok ülke, eski ilaçları yasaklayıp, kişiye özel ilaçları üretmeye yönelmiş durumda. Bu yeni gelişme sayesinde, eskiden birçok insanın korkulu rüyası olan hastalıklar tarihe karışmaya başladı.

Bu hastalıkların başında da elbette Birleşmiş Milletler Uluslararası Kanser Ajansı’nın raporuna göre dünyada bir numaralı ölüm sebebi olarak gösterilen kanser bulunuyor. Bilindiği üzere kanser, son on yıllık süreçte dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğunun muzdarip olduğu bir hastalıktı. Çocuk, genç, yaşlı demeden birçok insanın ölümüne sebep olmuştu ve korkulu rüyamız haline gelmişti. Bu durumun başlıca sebebi ise kişinin genetik yapısına uygun olmayan bileşenlerle hazırlanan ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılması ve kanser ilaçlarının hedefe gidene kadar etkinliğini kaybetmesiydi. Fakat Türkiye’de de geçtiğimiz ay uygulamaya konulan “kişiye özel ilaç üretimi kanunu” sayesinde eski tip tedavi yöntemleri rafa kaldırıldı ve kişinin genetik özelliklerine göre bir tedavi yöntemi başlatıldı.

Ülkemizde yeni başlatılan bu uygulamanın ilk meyvelerini alan kişi ise, 6 yaşındaki ilik kanseri hastası minik Ceren oldu. Ceren’in ailesi, uygulama Türkiye’ye ilk geldiğinde çaresizce tedavi yöntemini denemek için başvurdu. İlk olarak genetik özellikleri derinlemesine inceleyip, minik Ceren’in genetiğine uygun olan ilaçların üretilmesine talimat veren Prof. Dr. Adnan Şeker, bundan tam bir ay önce tedaviyi başlattı. Bir ay önce 3.derece ilik kanseri olan ve yapılan tedavilere yanıt vermeyen minik Ceren, kişiye özel kanser ilacı sayesinde bir ayda büyük bir iyileşme kat etti ve hastalığı 2.dereceye geriledi. Durumu gitgide daha iyiye giden minik Ceren, artık hastane odasında oyunlar oynayıp çevreye neşe saçıyor. Minik Ceren’in babası Berkay Mutlu, yeni sistemin birçok insan için umut ışığı olacağını söyledi ve bu kanunu uygulamaya koyan yetkililere kızının hayatını borçlu olduğunu söyleyip teşekkür etti.

Brezilya Başkanı Avatar Olabilir mi?

Bir hafta önce Brezilya’da yapılan seçimlerde, oyların büyük çoğunluğunu alarak başkan seçilen Lucas Sanderson ile ilgili ortaya atılan avatar iddiası gündeme bomba gibi düştü. Dünyaca ünlü avatar şirketi Evolution’ın CEO’su Dimitri Kurz, Brezilya başkanı seçilen Lucas Sanderson’in avatar olduğunu ve kendi çıkarlarına hizmet eden bir grup tarafından profesyonelce kontrol edildiğini iddia etti. Seçim kampanyaları yapan sekiz başkan adayı arasında ezici bir çoğunlukla başkan seçilen Lucas Sanderson, Brezilya tarihinde sahaya inmeden, sosyal medya videoları ve canlı yayın yaparak seçimleri kazanan ilk başkan oldu.

Dimitri Kurz, bugün yayımladığı yazıda, Başkan Sanderson’ın konuşmalarını ve görüntülerini incelendiğini, başkanın profesyonelce insan süsü verilmiş bir avatar olduğu sonucuna ulaştığını söyledi. Başkanın derisinin ışığı yansıtma açısı ile insanların derisindeki ışığı yansıtma açısının farklı olduğunu ve bu farkı, sunacağı verilerle yakın zamanda kanıtlayacağını iddia etti. Bununla birlikte, Başkan Lucas Sanderson’in hiçbir yerde halkın karşısına çıkmayıp, yalnızca sosyal medya üzerinden kampanya yapmasının da bunu kanıtlar nitelikte olduğunu söyledi. Fakat, başkan seçim çalışmalarına başlamadan önce, dünyadaki değişimi ve talepleri yakaladığını ve bundan dolayı eski usul seçim kampanyalarına bir son vereceğini duyurmuştu. Yalnızca dijital mecralardan gerçekleştirdiği seçim çalışmaları, başkanın seçim taktiğinin ne kadar doğru olduğunu da kanıtlamış oldu. Ezici bir oy oranı yüksekliğiyle seçilen başkanın bu iddialara vereceği cevaplar, merakla bekleniyor.

MaStyle ve Simge Sansar Arasındaki Veri Kavgası Mahkemeye Taşınıyor

Eski moda ikonu Simge Sansar’dan ünlü aplikasyon şirketi MaStyle’a tazminat davası!

Bugünlerde MaStyle’ın başı 2020’lerin en ünlü moda ikonlarından biri olan, bir zamanların moda tanrıçası Simge Sansar ile dertte.

Moda camiasında çok popüler bir yeri olan ve dönemin moda yarışmalarında girdiği tartışmalarla adından sık sık söz ettiren 80 yaşındaki ünlü modacı, bugünlerde MaStyle’ın kendi izni olmadan stilini kullanarak insanlara moda danışmanlığı yaptığını iddia etti. Şans eseri uygulamayı incelediğini dile getiren Simge Sansar:

“Torunum İlayda benim gibi modaya ve trend yaratmaya çok hevesli. Henüz 12 yaşında olmasına rağmen arkadaşları arasında bir moda ikonu olarak görülüyor. Geçen hafta stili üzerine konuşurken, benim stilimi ne güzel yorumlamışsın dediğimde, bana tarzını benden esinlenerek değil, MaStyle’ın sanal moda danışmanının yardımıyla yarattığını söyledi. Torunumun dolabını incelediğimde, tercih ettiği parçaların benim 20 yıl önce özene bezene oluşturduğum kreasyonlardan çalındığını fark ettim. Bunu fark eder fark etmez tüm sosyal ağlarda birinci sırada görünürlük onayı verdiğim bir ileti ile MaStyle’ın benim iznim olmadan kreasyonumu çalıp milyarlarca insana sattığını paylaştım. Kısa sürede iletimi likelayan ve paylaşan birçok hayranım, ülke çapında bir hareket başlattılar. Bunun üzerine şirket iletime cevap olarak, uygulamanın yapay zekâ tarafından yönetildiğini ve şu ana kadar var olan tüm stilleri öğrenerek kişiye özel kombin ve stil önerisinde bulunduğunu söyledi. Benim yarattığım ve bana ait olan stilimi, bilgilerimi herhangi bir kanal aracılığıyla satın alarak kopyaladığı aşikâr. Bundan dolayı şirkete tazminat davası açacağım” dedi.

Bununla birlikte, verilerin satılması konusu daha önce de birçok farklı alanda krizlere yol açmış ve şirketlerin yüklü miktarda tazminat ödemesine neden olmuştu. Bu nedenle, Simge Sansar davayı kazanacağından oldukça umutlu olduğunu dile getirdi.

Kurumunuzun Geleceği İçin İnsan Odaklı Kültür Dönüşümü Şarttır

İlki 10 Aralık 2027 tarihinde gerçekleşen ve her yıl farklı alanlardaki dijital başarı hikayelerine değinen “Altın Gelecek”, 10 Aralık 2038’e girdiğimiz bu yıl, İnsan Hakları Beyannamesi’nin 90.yıl dönümü şerefine, insan odaklı kültür dönüşümü konusunu ele aldı. Bu kapsamda birbiriyle yarışan, kendi alanlarında öncü şirketler, son bir yıldır “insanı” ve “haklarını” merkeze alan kurum kültürüne sahip olma konusunda değerlendirmelere tabii tutuldu. Temel değerlendirme ölçütleri İnsan Hakları Beyannamesi İşçi Hakları odaklı hazırlandı, bu ölçütler: kadın-erkek çalışan sayısı dengesi, eşit iş karşılığında eşit ücrete tabii tutulma, insana yakışır yaşam için uygun ücret, işsizlikten korunma hakkı ve örgütlenme hakkı. Diğer ölçütler ise gereksinim odaklı olarak hazırlandı: çalışanların kurum aidiyeti, verimlilik, çalışma koşulları memnuniyeti, kuruma ve iş arkadaşlarına güven, çalışan çeşitliliği, adil değerlendirme ve pozisyon değişimi ve ast-üst arasındaki ilişki değerlendirmesi.

Yarışmanın birincisi, Türkiye’nin en ünlü teknoloji şirketi TÜRKAI oldu ve “En Başarılı Kurum Kültürü” ödülüne layık görüldü.

TÜRKAI’nin CEO’su Deniz Tabur, bu başarıyı tüm çalışanları adına aldığını söyledi ve hepsine teşekkür etti. Deniz Tabur ödül töreninde, insanı merkeze alan kurumların başarısının su götürmez bir gerçek olduğunu vurguladı. Konuşmadan kesitler:

 

“Piyasada kalıcılığı sağlamak ve başarılı olmak isteyen kurumlar için, dijital dönüşüm son 30 yılın en önemli konularından biri. Bu farkındalığın ilk ortaya çıktığı dönemlerde, birçok kurum dijital dünyaya ayak uydurabilmek için teknolojilerini, altyapılarını ve süreçlerini değiştirme yoluna gitti. İlk on yıllık periyotta, “insan” faktörünün önemi yeteri kadar anlaşılamamıştı. Fakat artık biliyoruz ki, “insan” odaklı dönüşüm olmadan dijital dönüşümü uygulamak imkansızdır. Bununla birlikte kültür, başarılı dijital dönüşümün anahtar belirleyicisidir. Teknolojilerimizi, altyapımızı ve süreçlerimizi değiştirebiliriz, ancak insan unsuruna değinmeden, kalıcı bir değişim olmayacağı aşikardır.

Dijital çağın en önemli unsuru ne diye sorarsanız ‘insan’ derim. 10 Aralık 1948 yılından bu yana İnsan Hakları Bildirgesi’ni kılavuz edinen kuruluşlar başarıyı kucaklamıştır. Çünkü insan olmadan araçlar hiçbir fark yaratamaz. Kurumunuzun geleceği için insan odaklı kültür dönüşümü şarttır.”

 

Deniz Tabur’un konuşması, sosyal medyada İnsan Hakları paylaşımları arasında en popüler paylaşım oldu.

Tarihte Bu Ay

Aralık 2018

Kanser immünoloji tedavisine Nobel ödülü verildi

Aralık 1998

Unity modülü ISS’e gönderilmek üzere yola çıktı

Aralık 1978

Sadat ve Begin Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü

Recent Posts

Aramak için bir kelime yazın

X