İyi Sistem tüm rekorları kırdı

Yapay zeka algoritmaların taraflı yönlendirmeleri ve azınlıkların haklarını gözetmeksizin herkesi ortalama tüketiciye yaklaştırma çabaları sonucunda geçen sen kurulmuş olan ‘İyilik Sistemi’ korkunç ilgi görmektedir. Başına iyilik gelmesini istediğiniz kişinin ismini ve bulut hesabını veriyorsunuz ve sistem bu kişinin başına arzu ettiği iyiliklerin gelmesi için, doğru arama sonuçları, doğru ürün tavsiyeleri, doğru sosyal medya arkadaşları ve içeriklerini görmesi için, ‘İyi Sistem’ bir botlar ağı çalıştırıp, taraflı olan algoritmaları manipüle ediyor. Böylece tüketicinin haklarını koruyor ve bireyin gerçek ihtiyaçlarına uygun içerikle karşılaşmasını sağlıyor.

Zira son yıllarda internet devlerin arasındaki kapitalist savaş, onların giderek hırçınlaşmasına sebep olmuştu. Ayrıca yapay zeka algoritmaları artık daha programcıları tarafından anlaşılamayacak ve kontrol edilemeyecek bir hale gelmişti. Yanlış ve taraflı ürün tavsiyeleri, sakıncalı sosyal medya içerikleri, ticari arama sonuçları ve daha neler. Masum vatandaş resmen tüketiciye dönüştürülmek üzere azami optimizasyon ve otomasyon dönemi ayuka çıkmıştı.

‘İyi Sistemi’ geliştiren ekip ise bunu tümüyle sosyal sorumluk amaçlı yaptıklarını ve ancak çiviyi çivi söker mantığıyla, yapay zekanın hakkından ancak yapay zeka gelir diyerek, ileri vasıfta bir sistem geliştirdiler. Tam olarak nasıl çalıştığını deşifre etmiyorlar, zira internet devleri bu durumdan çok rahatsızlar. Ancak bu değirmenin suyu nereden geliyor, işte orası meçhul. Bu sistemin iş modeli de bu ekibin gizemi kalacak sanırım.

Akıllı Araç Modifiye Çetesi yakalandı

modifiye

2025’ten beri trafik kuralları akıllı araçlara entegre edildi. Normal satın alınan ve kullanılan araçlar fabrika ayarı olarak akıllı ve dijital sinyal yayan trafik işaretlerine otomatik uymaktadır. Buna göre çok hassas trafik yönetimi yapılmaktadır. Karbon emisyonları ciddi oranda düştü, yakıt kullanımı azaldı ve özellikle de kaza oranları sıfıra yaklaştı. Türkiye bu alanda öncü bir ülke oldu ve ‘Ulusal Trafik Yönetim Merkezinden’ takip edilen tüm araçlar, yapay zeka algoritmaları tarafından optimize edilmektedir.

Ancak bazı kişiler hızlı ve tehlikeli araç kullanma alışkanlıklarını bırakamadılar. Genelde uyarıcı ve adrenalin tetikleyici ilaçlar da kullanan bu kişiler, trafik kuralları dışında hareket etmek ve araçlarını kendileri kullanmak istiyorlar. Bu hedef kitlesine hizmet eden sıkı hackerlardan oluşan bir çete var: RAF – Recht auf Fahren.

80’li Almanya’nın meşhur sol örgütünden esinlenerek, serbest sürüş hakkını savunan bu grup, çok hızlı bir şekilde taraftar bulmaktadır. Aracını kendisi kullanmak isteyen, merkezi sistem tarafından trafik kurallarına uygun olarak hareket etmek istemeyen kişiler, araçlarının ağ protokollerini bozarak, güvensiz hale getiriyorlar. RAF çetesi hackerları bu araçlara sızıp, yeni yazılımlar yüklüyorlar ve ‘merkezi kontrol mekanizmasını’ devre dışı bırakıyorlar.

Bu şekilde sürücü dilediği gibi aracını kendisi kullanmakta, sürat yapabilmekte, istediği yoldan istediği saatte hareket edebilmektedir. Aynı eski günlerdeki gibi. Tabii ki bu tür davranışlar toplumsal düzeni bozduğu için, daha önemlisi masum vatandaşları tehdit ettiği için, risklidir. Artan kaza sayıları nedeniyle ‘Siber Güvenlik Güçleri’ bu çeteyi yakalamak üzere amansız bir mücadele başlatmıştır. 3 Ağustos 2037 tarihinde bir hacker’in küçük bir güvenlik açığından emniyet güçleri onların ağına sızmıştır ve 24 saat içinde tüm çetenin üyelerini ve müşterilerini teker teker tespit etmiştir ve yeni bir protokol çalıştırarak, araçları hareketsiz hale getirmiştir. RAF liderleri Silivri’deki Siber Suçlular Islah Merkezine yerleştirilmiştir.

Bugünlerde bu tür siber örgütler oldukça yaygınlaşmıştır, siber güvenlik güçlerle aralarında sürekli kedi köpek çatışmaları yaşanmaktadır.

3 yıl evvel dünyanın lider matematikçileri ve otonom araç ekosistemi bu fenomenin adını ‘Roundabout Phenomenon’ yani Türkçesiyle ‘Döner Kavşak Olgusu’ demişlerdir. Bunun için her yıl bilimsel bir yarışma ve bir konferans düzenlemeye karar vermişlerdir. 3. Yılında konferansa İstanbul ev sahipliği yapmıştır. Zira otonom araçlar oldukça yaygın bir şekilde kullanılmaktadır, ve trafiğin durumu, kavşakların durumu bu fenomenin sıkça görülmesine sebep olmaktadır.

İstanbul çılgına döndü: Aynı hafta içinde çöl sıcakları ve tropik yağmurlar

İklim değişimi fenomenleri artan şiddette devam ediyor. Bu hafta başı İstanbul 45 derece hava sıcaklığı yaşadı. Nem oranının %80 üzerinde olması, bu sıcaklığı 50 dereceden fazla gibi hissettirdi. Bunaltıcı hava maalesef yaşlılar arasında, kalp ve nefes rahatsızlıkları olan vatandaşlar arasında ölümlere neden oldu. Meteoroloji yönetimi vatandaşları elzem bir ihtiyaç olmadıkça sokağa çıkmamalarını tavsiye etti.

3 gün devam eden aşırı sıcaklar bir anda değişti. Perşembe günü hava bulutlandı ve 15 derece soğudu. Cuma günü sabah saatlerinden itibaren fırtına, gök gürültüsü ve aşırı sağanak yağışlar başladı ve İstanbul’u felç etti. Kısa süre içinde dere yatakları dolu, uygunsuz yerlere inşa edilmiş mesken ve iş yerlerine su bastı, yollar doldu taştı ve İstanbul trafiği kilitlendi.

Uzmanlar bu tür değişken ve aşırı iklim fenomenlerin eskiye göre daha sık yaşandığını ve daha da sık yaşanacağını söylüyorlar. Tüketim alışkanlıklarımız ve doğaya olan duyarsızlığımız devam ettiği sürece iklim değişimi arada bir kendini hatırlatacak ve bizi uyaracaktır.

Uzay Güneş Sistemi Santrali açıldı

10 yılı aşkın süredir çalışmaları devam eden SP1 (Solar Power 1) santrali yer yüzünde bir törenle açıldı. Dünya enerji ihtiyacının %1’ini tek başına karşılayacak bu dev yatırım Birleşmiş Milletlerin koordinasyonunda ve 230 ülkenin katılımıyla gerçekleşti. Özellikle zengin ülkelerin maddi desteği ile maddi ve enerji bakımından fakir olan ülkelere destek verilecek.

Dünyanın yörüngesinde güneşe doğru bakan süper verimli kolektörler güneş ışığını enerjiye dönüştürmektedir. Uzak mesafe elektrik transferi (UMET) teknolojisi olgunlaştığı için yeryüzünden 100 km yüksekte bulunan bu santralden yer yüzüne güvenli ve sürekli şekilde enerji iletimi yapılmaktadır.

Yeryüzündeki ilk santral Afrika kıtasının oldukça merkezi bir yerine Kongo’ya kuruldu. Buradan Afrika kıtasına ücretsiz enerji sağlanacak. Afrikalıların temel insanlık hakkı olan enerji, internet, temiz su ihtiyaçları büyük oranda bu proje ile karşılanmış olacak.

Uluslararası Enerji Şirketi (IEC) bu projelerin devam edeceğini ve 2050’ye kadar yeryüzündeki enerji sarfiyatın %10 kadar kısmının uzay güneş enerjisi ile tertemiz bir şekilde karşılanacağını dile getirdi. Daha önce Afrika kalkınma desteği olarak harcanan paralar artık bu tür yüksek teknoloji projelerine yatırılmaktadır. Bu tür projeler Afrika’nın gerçekten ve kendi kendine kalkınmasını sağlamaktadır.

Geçmişte Bu Ay

Ağustos 2017 

New York – Washington Arası HyperLoop Yapılmasına Karar Verildi

2022 yılında faaliyete geçen dünyanın ilk Hyperloop ultra hızlı trenin kararı Ağustos 2017 döneminde verilmişti. Artık bu iki şehir arasındaki geliş gidişler bir saat bile sürmeyecek. İnsanlar kahvaltısını Washington’da, öğle yemeğini New York’ta yiyebilir hale gelmiştir.

Ağustos 1997 

Steve Jobs Apple’a Geri Döndü

Yeni Macintosh lansmanı daha yeni yapılmıştı. Her şey yolundaydı. Steve Jobs bir süperstardı. Sonra bir anda tepetaklak oldu. Bahar 1985’te Steve Jobs kendi kurmuş olduğu şirketten atıldı. Uzun bir süre geçti, Apple önemli gelişmelere imza atsa da bir türlü kendine gelemedi ve yok olma riskiyle karşı karşıya kaldı.

1997 yılında ise Steve Jobs tekrar geri davet edildi. Uzunca bir süre şirketi, markayı, ürünlerini, organizasyonunu ve felsefesini etüd etti. Çıkardığı sonuçlar ile yeni bir strateji ve yeni bir yol haritası belirledi. Öldüğü güne kadar şirketi neredeyse sıfırdan dünyanın en değerli şirketi haline getirmeyi hedef edindi ve bunu başardı. Bazen ikinci şanslar önemlidir.

Ağustos 1977 

Nükleer Testler Korkuttu

Soğuk savaşın iyice tırmandı günlerde ABD ve Sovyet Rusyası karşılıklı gövde gösterileri yaptılar. Nükleer güçlerini dünya kamuoyuna göstermek için, kendi test ortamlarında nükleer bombalarını test ettiler. Patlamalar gerçekten korkunçtu. Övünülesi bir durum değil, ama tahribat güçleri karşılıklı olarak insanlığı yok edecek derecedeydi.

Bugünkü perspektiften bakıldığında, bu denli güçlü silahların her iki tarafta da olması, savaş durumunda bunların kullanımını neredeyse imkansız hale getirmektedir. Zira kullanan ülkenin de üzerinde yaşadığı gezegenin sonu anlamına gelecektir, insanlığı yok edecektir. Temenni ederiz ki, hala var olan nükleer silahlar zaman içinde gerçekten imha edilir, ve insanlık bu beladan kurtulur.

Recent Posts

Start typing and press Enter to search

X