Kategori: Gelecek Habercisi

“Teknolojik Denizler, Güvenli Tatil” Projesi ile Denizlerimiz Artık Daha Temiz ve Güvenli

Türkiye genelinde hayata geçirilen “Teknolojik Denizler, Güvenli Tatiller” projesi son hız devam ediyor. Proje kapsamında 2033 yılında sahillerimizde suya vücut ısısına duyarlı Biyo-nanobotlar salınmıştı. Biyo-nanobot popülasyonunun ekosistemde yeterli seviyeye ulaşmasının ardından denizler tatilciler için daha güvenli hale geldi. Biyo-nanobotlar sayesinde denize giren kişiler cankurtaranlar tarafından daha efektif şekilde gözlemlenebiliyor, herhangi bir problem olması durumunda ise saniyeler içerisinde müdahale edilebiliyor.

Bu proje kapsamında, Şile Belediyesi ilk robot cankurtaran ekibinin işe alımını gerçekleştirdi. Belediye cankurtaranlığı bu sene ilk defa robotların başvurusuna açıldı. İlk etapta 10 kontenjanla açılan cankurtaranlık ilanına toplamda 44 robot başvuruda bulundu. Robot cankurtaranlar ağustos ayının başı itibariyle sahillerde göreve başladı.

Hedef İl Orman Müdürlüklerindeki gibi tam dönüşüm. 2030 yılından itibaren il orman müdürlükleri tarafından uygulamaya sokulan Otomatik Yangın Söndürme Sistemleri ile başlanan dönüşüm sahillere de taşınmak isteniyor. Şile Belediye Başkanı Filiz Karahan basın toplantısında “ Projemiz kapsamında sahillerimizdeki tatilcilerin can güvenliğini maksimum seviyede korumayı amaçlıyoruz.

Cankurtaranlık mesleği insan hatasını kaldıramayacak önemde bir meslektir.” diye açıklamada bulundu. Öte yandan robot cankurtaranlar son birkaç senedir çeşitli otellerde ve özel plajlarda boy göstermekteydi. İnsan reflekslerinden kat be kat hızlı reflekslere, kavrama ve hareket yeteneğine sahip olan robot cankurtaranlar büyük beğeni toplamıştı. Her ne kadar bazı kesimler cankurtaranlık mesleğinin tamamen robotlaştırılmasına karşı çıksa da, Karahan konuşmasında, hedeflerinin İl Orman Müdürlükleri’ndeki gibi tam bir dönüşüm olduğunu belirtti.

Sürücüsüz Araçlar Sayesinde Kazasız Bir Tatil Dönemini Daha Geride Bırakıyoruz

Hayaller ve gerçekler… Geçtiğimiz yüzyılda trafik kazası sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı çok yüksekti. Pek dikkat çekilmese de trafik kazaları 20. yüzyılın en büyük sorunlarından biriydi. Bu sorun 2020 yıllara kadar devam etti. 2014 yılında yayınlanan bir makaleye göre, trafik kazaları diğer nedenlere göre (savaş, şiddet, cinayet) 3 kat daha fazla insan öldürüyordu. 2030-2035 arası istatistiklerine baktığımızda ise trafik kazası başlığı ölüm istatistik tablolarından çıkarılmış durumda.

Sürücüsüz araç üretimi yirmi yıllık bir geçmişe sahip. Ama hayalleri çok daha öncesine, 1950’li yıllara dayanıyor. Yukarıda gördüğünüz illüstrasyon (sol) bu döneme ait. İllüstrasyonda, benzini su gibi içen geniş kasalı Cadillac bir aileyi tatile götürüyor. Aile bekleyememiş oyunlar oynamaya başlamış bile. Eğlenceli bir şekilde sıcak denizlere doğru yol alıyorlar.

Yukarıda (sağ) gördüğünüz fotoğraf ise 2034 yılında elektrikli ve sürücüsüz bir araçta çekilmiş. 1950’lerin hayallerindeki sürücüsüz araçlarda eğlence ve keyif ön plana çıkarken, yüzyıl boyunca yaşanan kazalarla yaşanan acı deneyim sonucunda günümüz modellerinde tamamen güvenlik ön plan çıkıyor.

Üstü açılır bir Cadillac yerine 12 airbag ile korunan dual kokpitli bir Tesla SZ görüyoruz fotoğrafta. Her biri kendi kokpitindeki ekranlarla meşgul olan bir çift tatile gidiyor bu sefer. Ne kadar eğlendiklerini anlayamasak da oldukça rahat, konforlu ve güvende görünüyorlar.

İki farklı zamanı karşılaştırdığımızda hiç şüphesiz ki bir şeyler değişmiş. Bazı duygular yitirilmiş, bazı yeni alışkanlıklar kazanılmış. Bunların avantaj ve dezavantajları tartışılır. Ancak teknoloji insan hayatına bazen öyle bir fayda sağlıyor ki tartışmak zaman kaybı oluyor. Yılda 1.24 milyon insanın trafik kazalarında hayatını kaybettiği yıllardan, yaralanmalı kaza istatistiğinin bile tutulmadığı günümüze…

Sonuç olarak, sürücüsüz araçlar sayesinde bir yaz dönemini daha ölümlü kaza olmaksızın atlatmak üzereyiz. Tatil döneminde yaşanan yoğun şehirlerarası trafik nedeniyle eskiden televizyonlar ağır bilançolar açıklarken, günümüzde her hangi bir kaza yaşanmaması çok mutluluk verici. Umarız önümüzdeki günlerde de kaza yaşanmaz ve tatilcilerimiz sağ salim evlerine döner.

Kışa Hazırız: Türkiye Genelinde Tüm Güneş Enerjisi Bataryaları Doldu

Son 10 yılda geliştirilen batarya teknolojileri sayesinde üretilen elektrik enerjisi bataryalarda uzun süre depolanabiliyor. Yaz aylarında depolanan elektrik gücü kış aylarında vatandaşların kullanımına sunuluyor. Batarya teknolojisi sayesinde çok daha verimli hale gelen güneş enerjisi santralleri günümüzde ülke genelinde tüketilen enerjinin yaklaşık %50‘sini üretebiliyor. %30‘luk kısım rüzgar ve hidroelektrik enerji santrallerinden sağlanıyor. Kalan %20‘lik kısımı ise ithal enerji ile karşılıyoruz. Hatırlarsanız, 2018 yılında başlatılan temiz enerji dönüşüm projesi sonrasında 15 yılda Türkiye’nin toplam kurulu gücünün tamamı yenilenebilir enerji kaynaklarına dönüştürülmüştü.

2035 yılı istatistiklerine baktığımızda Türkiye’nin toplam kurulu enerji gücünün 180bin MW olduğunu görmekteyiz. Enerji santrallerimiz yıllık 360 teravatsaat elektrik enerjisi üretebilmektedir. 450 teravatsaat olan yıllık ortalama tüketimin büyük bir kısmı enerji santrallerimizden karşılamaktayız. Enerji açığını ise ithalat yaparak karşılıyoruz. Türkiye’nin enerji ithal ettiği ülkelerin başında Yunanistan, KKTC, Suriye ve Lübnan gelmektedir. Özellikle Doğu Akdeniz ülkelerinin son yıllarda yaptığı enerji atağı sonrasında bölgede yer alan ülkelerin büyük kısmı bu ülkelerden enerji ithal etmeye başlamıştı.

Güneş enerjisinin tüm dünyada en çok kullanılan enerji türü olmasında en önemli rolü hiç şüphesiz ki enerji depolama teknolojilerinin gelişmesi üstlendi. Daha önceleri üretilen enerji depolanamadığı için fosil yakıtlara dayalı enerji santralleri dünyanın enerji ihtiyaçlarını karşılar durumdaydı. Tesla‘nın 2014 yılında geliştirmeye başladığı GigaFactory lithium ion enerji depolama teknolojileri, yerel ve uluslararası şirketlere örnek oldu ve dünyanın birçok bölgesinde depolama alanları kuruldu.

Türkiye’de de 6 farklı bölgede enerji depolama sistemleri bulunmaktadır. Enerji Bakanlığı’ndan yapılan son açıklamaya göre, 5 Ağustos günü itibariyle enerji depolama sistemlerimizin tamamı dolmuş durumda. Kış aylarında kullanılmak üzere muhafaza ediliyor.

Ürün Reklamı: UV Shelter

Yeni nesil UV koruyucu lazer koruma alanlı plaj şemsiyesi UV-SHELTER piyasaya sürüldü. Yakın zamanda geliştirilen lazer koruma alanı teknolojisinin farklı sektörlerden ürünlerde görüldüğü şu günlerde, bir yenilik de YENPİL firmasından geldi. Plaj ürünleri sektöründe ürün çıkaran firma, bu son teknolojiyi plaj şemsiyelerine entegre etmeyi başardı. UV-Shelter olarak adlandırılan plaj şemsiyeleri serisi geçen haftaki lansman gecende görücüye çıktı.

UV-Shelter içeriğindeki teknoloji sayesinde koruma alanı içinde, zararlı UV etkisine karşı tam koruma sağlıyor. Tüm mobil cihazlardan erişilebilen bu yeni ürün, oldukça kolay bir kuruluma ve kullanıma sahip. Kendini saat dilimine göre özel olarak programlayabilen şemsiyede ayrıca kişiye özel program seçenekleri de mevcut.

UV-Shelter, 6 metrekarelik koruma alanıyla geniş ve rahat bir kullanım alanı sağlıyor. Ürün, UV korumasının yanında serinleticietkiye de sahip. Ürünün, hem kişisel hem de kurumsal kullanım için uygun olduğunun altı çiziliyor.

İş İlanı: Dron Mühendisi

Uluslararası ulaştırma dağıtım yapan firmamızda, “Dron Mühendisi” pozisyonunda çalışmak üzere deneyimli takım arkadaşları arıyoruz. Başvuracak adaylarda aranılan özellikler şu şekildedir:

– Üniversitelerin Aerodinamik ve Uzay fakültelerinden, tercihen Dron Pilotluğu ve Uçuş Teknolojileri Mühendisliği bölümlerinden mezun
DR71 ve DR72 uçuş ehliyetine ve 5000 saatlik uçuş deneyimine sahip
– Sektörde en az 3 senelik deneyimli
– Temel mühendislik yeterlilik sınavında en az B+ ile vermiş
Malzeme trendleri ve üretim yöntemleri konusunda bilgili.

Başvuran adaylar arasında uygun görülenler ikinci aşama mülakatlara çağırılacaktır. İkinci aşama mülakatları uygulamalı olup; adayın dron anatomisi ve pilotajı yeteneklerini ölçecek testlerden oluşacaktır.

İlgili Yazılar

Arama yapın