Yapay zeka, robotlar, nükleer bombalar, genetik terör ve iklim değişimi. Her biri insanlığı yok edecek büyüklükte ve tehlikede teknolojiler, gelişmeler. Bundan dolayı her birini çok dikkatlice takip etmek, çok sağlam kurallar belirlemek ve davranışlarımızı buna göre belirlemek gerek. Yoksa gezegenimize zarar verebilir, medeniyetimizi yok edebiliriz.

Ancak aynı teknolojiler insanlığa hizmet de edebilir. Robotlar madenlerde, tehlikeli ve kirli ortamlarda, endüstride ve başka ortamlarda kullanılabilir, insanlar daha vasıflı ve daha değerli işlerde çalışabilir. Yapay zeka ile kanser hastalığı çözülebilir, iklim sorunu hesaplanabilir, enerji şebekesinin verimi artırılabilir. Genetik pek çok alanda insan, hayvan ve bitki sağlığı için kullanılabilir, yaşam kalitemiz artırılabilir.

Bu tür büyük risklere ve tehlikelere eksistansiyal (varoluşumuzu tehdit eden) riskler denilmektedir. Tüm insanlığı yok edebilecek şiddette ve kudrette gelişmeler. Bunları başıboş bırakmamak gerek, çok yakından izlemek gerek. Hatta mümkünse regüle etmek, gözetim altına almak, mümkün olduğu alanlarda kullanımını sınırlandırmak, hatta yasaklamak dahi gerekebilir.

Cambridge Üniversitesinin bu tür konulara odaklanan bir merkezi var: Center for the Study of Existential Risk. Bu merkez üstteki teknolojileri, trendleri, fenomenleri ve gelişmeleri takip ediyorlar. Multi-disipliner bir ekip ile konuları pek çok açıdan değerlendirmekte, senaryolar üretmekte ve kötülerin gerçekleşmemesi, medeniyetimizin iyi bir şekilde ilerlemesi için tavsiye raporları üretmekteler.

Merkezin kurucularından biri Lord Martin Rees. Fizikçi ve astronom olan Prof. Dr. Rees, tüm gelişmeleri ve içinde bulunduğumuz durumu tek cümle ile özetliyor: Eğer bu yüzyılı dünyanın sonunu getirmeden atlatabilirsek, 22. yüzyıl çok güzel olacak.

Zira o kadar çok bilimsel ve teknolojik gelişme var ki, daha önce insanlık bu kadar değişimi bu kadar kısa sürede hiç yaşamadı. Aynı şekilde yer yüzü bu kadar değişimi de bu kadar kısa sürede yaşamadı, nüfus patlaması, enerji tüketimi, tabiatın tahribatı, ve benzeri bu ölçekte daha önce hiç görülmedi. Tüm bunların üstesinden gelmeyi başarırsak, gerçekten ilginç bir medeniyete doğru evrileceğiz. Belki hastalıkların kalmadığı, enerjinin ücretsiz olduğu, eğitimin herkese ulaştığı, eşitsizliklerin giderildiği, demokrasinin en ileri seviyelere geldiği, bilim, kültür ve sanatın ön planda olduğu müthiş bir medeniyet. Neden olmasın.

Lord Martin Rees’in bunu özetlediği bir TED konuşmasını altta bulabilirsiniz, izlemenizi tavsiye ederim.

Ya sizin şirketinizin geleceği ne durumda? Ya sizin sektörünüzün geleceğini hiç düşündünüz mü? Ya sizin mahallenizin geleceği ne durumda? Ailenizin geleceğini hiç düşündünüz mü? Gelecek farkındalığı, fırsatları ve tehditleri görebilmek, aksiyon alabilmek, standart ve kendiliğinden oluşan bir durum değil, üzerine düşünmek, çalışmak, hayal etmek ve hazırlıklı olmak gerek. Biz her gün bunun yapıyoruz.

Dünyanın Sonu: Son Saat kitabı Türkçe olarak satılmaktadır. (idefix)

Bu konuda sorularınız olursa, info@gelecekhane.com adresine mesaj atabilir, sorularınızı yöneltebilirsiniz.

Recommended Posts

Aramak için bir kelime yazın

X

Arkadaşınızla paylaşın.