Dünya dijitalleşmektedir. Dijital dünyalaşmaktadır.

Her şey internete bağlanacak. Gerçekten, aklınıza gelen her şey, canlı ve cansız, hareketli ve hareketsiz, her şey er yada geç, internete bağlanacak.

Her şey akıllı hale gelecek. Gerçeken, aklınıza gelen her şey, internete bağlanan her şey, er yada geç, akıllı hale gelecek.

Bazılarına göre bu çok güzel bir gelecek getirecek. Bazılarına göre bu sonumuzu getirecek, insanlığı yok edecek. Gerçeği hep birlikte göreceğiz, hep birlikte şekillendireceğiz. Muhtemelen gelecek, iki vizyonun ortasında bir yerlerde olacak…

Neden sonumuzu getirebilir? Yapay zeka, robotlar, siber terör, biyoteknoloji, genetik, eşitsizlik, fake news, tekelleşme ve benzeri olumsuz gelişmeler sonucunda toplumun dengesi bozulur, savaşlar çıkar, teknoloji bağımsızlığını ilan eder, kendi üst türünü icat eder ve insanlığı yok eder. Olabilir mi? Düşük bir ihtimal de olsa, evet, olabilir. Dikkat etmezsek, bu senaryoyu destekleyecek aptallıklar yapmaya, dikkatsiz davranmaya ve yarın yokmuşçasına yaşamaya devam edersek, kendiliğinden gerçekleşebilir.

Ama birazcık daha sağduyulu davranırsak, son on binlerce yıldır yaptığımız gibi, teknolojiyi, gelişmeyi ve kalkınmayı insanlığa hizmet edecek şekilde kullanırsak, yarın

Şöyle bir görsel paylaşsak, acaba neler düşünürsünüz? Üst yarıda dijitalleşecek konular ve alt başlıkları. Alt yarıda ise dijitalleşme ile kazanılmasını hedefleyeceğimiz bazı özellikler. Olabilir mi? Neden olmasın?

Bunun için neler yapılması lazım? Aslında dijitalleşme işleri yapılırken bu ilkelere, bu hedeflere uygun hareket etmek lazım. Bu kadar basit. Zira daha yapılacak, iyileştirilecek, temizlenecek, verimi artırılacak, israfları önlenecek, o kadar çok yolunda olmayan konu var ki? Bunları çözmek, geliştirmek, gidermek, yerleştirmek, önümüzdeki bir kaç yüzyılı meşgul edecek, kalkındıracak proje, ekonomi, yetkinlik ve güzellik barındırmaktadır. Asıl bunlara odaklanılmalıdır. Herkes!

Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri vardır (UN SDG). Jeffrey Sachs liderliğinde / danışmanlığında Kofi Annan zamanında Milenyum Hedeflerinden sonra daha kapsamlı hedefler belirlendi. Bunları sağladığımızda, ve bunları sağladığımız yöntemlerle, dünya çok daha yaşanası, çok daha adil, çok daha verimli ve çok daha temiz bir yer olacaktır. Neden olmasın ki?

Bugünlerde çok popüler olan Yuval Noah Harari Sapiens ve Homo Deus kitapları sonrasında, 21. Yüzyıl için 21 Tavsiye isimli 3. kitabını yayınladı. İlk iki kitabında anlattığı hikayeler sonrasında, bazı somut tavsiyeler vermekte, sorunlu bazı alanlara önemli ipuçları sunmaktadır. Kitabı tanıtma seyahatlerinde IMF’e de uğramış, davet edilmiş. IMF Başkanı Lagarde ile yaptığı sohbet izlemeye değer:

Bu bağlamda paylaşmaktan en çok hoşlandığım düşünür, bilim insanı ve benim için filozof gibi olan Lord Martin Rees‘dir. Cambridge Üniversitesi’nde fizikçi olan ve hala aktif olan Lord Rees dünyanın geleceğine yapıcı iyimser bir yaklaşım getirmektedir. Gelecek bizim elimizde. Dolayısıyla bu yüzyılı, her türlü zorluğa rağmen, sağ salimen atlatabilirsek, 22. yüzyıl ve sonrası mutlaka müthiş olacak. Bence de…

Gelin geleceğe birlikte şekil verelim ve güzel, temiz, adil, değerli ve güvenli bir şekil verelim.

Recommended Posts

Aramak için bir kelime yazın

X

Arkadaşınızla paylaşın.