Sanatsal deneyimler yaşamak adına yenilikçi ve sarsılmaz bir cesaretin peşinde koşan dünyanın en seçkin mimar ve sanatçılarını bir araya getiren Bauhaus 100.yılını kutluyor. Artist, zanaatkar, mimar, ressam ve dansçılardan oluşan okulun ilk öğrencilerinin kolektif ürünü olan tasarımlar, bugün de gelecek için bize ilham veriyor. Birinin stilini taklit etmek yerine, kendi stilini yaratmayı teşvik eden ve özgürlükçü yapısıyla dikkat çeken okulun kuruluşunun 100.yıl dönümü; farklı alanlardan kişilerin katılımıyla mimari ve şehirlerin geleceğinin tartışılacağı Making Futures Bauhaus+ etkinliği kapsamında kutlanıyor. Toplum, politika, ekonomi ve eğitim alanlarında da büyük katkılar sağlayan Bauhaus’un kısa tarihine gelin birlikte göz atalım.

1 Nisan 1919’da Weimar’da Henry Van de Velde tarafından kurulan ve kuruluşunda mimarlık, zanaat ve güzel sanatları birleştirmeyi hedefleyen Bauhaus, sadece 14 yıllık ömründe, tüm dünyayı derinden etkiledi. 1919 ile 1925 yılları arasında Weimar’da kurulan Bauhaus Sanat Akımı Okulu, 1925 ile 1932 yılları arasında Dessau’da, 1932 ile 1933 yıllarında da Berlin’de hizmet verdi.

Bauhaus Sanat Akımı, 1. Dünya savaşı sonrası yeni bir tasarım stilinin gerekliliğine göre şekillendi. Akımın en önemli temsilcilerinden biri olan Walter Gropious’a göre Bauhaus; 1. Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkileri sonrası zorunlu hale gelen yeni bir tasarımdı. Gropious; 1900’ler Avrupa’sının tipik abartılı dekorasyon tarzına karşı çıktı. Döneminin yeni dünyasında, çok daha fonksiyonel, kalıcı ve ucuz ürünlerin oluşturduğu yeni bir stil yaratmanın gerekliliğini savundu. Yeni bir mimari tasarımın yanında, yeni yaşam biçimleri de oluşturdu. Sanatçıyı zanaatkarların en yücesi olarak gören ve sanat ile zanaatı bir araya getirmek isteyen Gropius; ressamlık, mimarlık, zanaatkarlık ve heykeltıraşlığın iç içe olması gerektiğini söyledi. Öncüsü olduğu cam-çelik konstrüksiyon tarzı ve minimal dizaynı ile dünya çapında inşa edilen gökdelenler üzerinde büyük etki yarattı.

Okulun kuruluş yılları olan 1. Dünya Savaşı sonrası, Bauhaus’un amacı yaşamı inşa etmek için yeni biçimler yaratmaktı. Bu amaç doğrultusunda; daha fonksiyonel, ucuz ve kalıcı ürünlerin üretildiği bir mimari stil yaratıldı. Yeni hayat tasarımı amacını güden okul; estetik, inovatif ve özgür düşünceyi temeline alan yaklaşımı ve kolektif yapısıyla; politik, ekonomik, sosyal ve kültürel alanları etkileyen bir akım yarattı. Örneğin Dessau’da, o dönemde ekonomik ve sosyal sorunlar yaşayan işçi sınıfının da sahip olabileceği ev prototipleri oluşturuldu. Yani Bauhaus yalnızca bir tasarım modeli değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir model olarak karşımıza çıktı.

Özellikle endüstriyel tasarım ve şehir planlamacılıkta yeni bir nefes olan Bauhaus Okulu, Nazi rejiminin tehditleri nedeniyle 1933 yılında kapatıldı. Bu durum, okul bünyesindeki artist, mimar ve sanatçıları dünyanın dört bir yanına göç etmek zorunda bıraktı. Bauhaus doktrini bu sayede tüm dünyaya yayılarak, akımı tüm kültürlerin bir parçası haline getirdi.  Örneğin, Japon kültüründe mimaride sade, işlevsel, kreatif ve estetik binalar Bauhaus tasarımdan ilham alınan bir doktrin. Bununla birlikte, kısıtlı alan ve bireyselleşme sorununu çözme amacı güden “ortak paylaşım alanları” da Bauhaus akımının günümüze bir yansıması. Sanatı ve sanatçıyı merkeze alan, fonksiyonel ve işe yarar ürünler üretme amacını empoze eden akım, günümüzde de gelecek senaryolarının üretimi için yol gösteriyor.

Örneğin; okul kapatıldıktan 3 yıl sonra Bauhaus’ta eğitim gören Ernst Neufert’in kaleme aldığı, Yapı Tasarımı Temel Bilgileri kitabı her alanla ilgili sezgisel tasarım önerileri sunuyor. Kitapta; okul, hastane, otel gibi birçok farklı yapının dizaynında kullanılacak; eşya biçimleri, boyutları, kaplayacakları alandan, mekânın iç ve dış dizaynına tüm konularla ilgili bilgiler yer alıyor. Bauhaus akımının tüm inceliklerinin yer bulduğu kitabın, insan-mekân ilişkisini maksimum verime dayalı kurgulayan modelleri, günümüzde hala geçerliliğini koruyor ve her kesimden insana ilham olmaya devam ediyor. Ortak yaşam alanlarından, kültürel ve sanatsal ürünlerin kullanıldığı sandalyelere her alanda yaratıcılığı teşvik eden Bauhaus; gelecek mimarisi kurgularında bizlere yol gösteriyor.

Peki sizce bizim geleceğimiz nasıl olacak? 20.yüzyılın mimari akımı Bauhaus, kolektif çalışma ürünleriyle kendini geleceğe taşımayı başardı. Peki bu yüzyılın vizyoner mimarisi sizce nasıl şekillenecek? Çevremizdeki her şeyin akıllı hale geldiği; akıllı evler, akıllı şehirler, otonom arabalar ve akıllı fabrikaların oluşturduğu şehirler sizce neye benzeyecek?

 

Recent Posts

Aramak için bir kelime yazın

X