Kategori: Gelecek, Kitap

“Kendi tarihimizin hikâyesini kaybetmeye başladığımız bir dönemdeyiz. Yeni hikâyeler ve anlamlar bulmamız gerekiyor”
– Yuval Noah Harari

Yuval Noah Harari, İsrailli tarihçi ve yazar. Dünyada çok satanlar listesindeki Hayvanlardan Tanrılara Sapiens ve yeni çıkan Homo Deus Yarının Kısa bir Tarihi kitaplarının yazarıdır. Harari’nin en önemli özelliği, bilim ve teknolojiden bahsederken sosyoloji, felsefe ve tarihi kılavuz olarak kullanmasıdır.

Hayvanlardan Tanrılara Sapiens kitabında, atalarımızdan bugüne insanlık tarihinin büyük başarılarını gerçekleştirmiş, dünyayı fethetmiş Homo Sapiens’i anlatıyor. Homo, insan cinsinin; Sapiens zeki türü olarak biliniyor. İnsanlık olarak dünyayı nasıl ele geçirdiğimizi, yükseldiğimizi; avcılıktan tarıma, tarımdan endüstri devrimine kadar topluluk olarak nasıl ilerlediğimizi tarih ve bilimi kullanarak son derece etkili bir şekilde okuyucu ile buluşturuyor. Dünyayı yöneten insanoğlu, kendi hayal gücü ile bugüne geliyor. Topluluklar; aynı kurallara, aynı sisteme inanıyor. Bu sistemler, dini politikayı ve efsaneleri yaratıyor. Topluluklar işbirliği içerisinde kendi ırklarını geleceğe taşıyorlar. Temelinde hayal etmek olan bu başlangıç, insanlığı doğal yasaların dışına, geleceğe taşıyor.

Harari’nin ikinci kitabı ise pek çok röportajda kendisine yöneltilen sorular sonucu ortaya çıkmış. “Peki, gelecekte ne olacak?”. İnsanlığın yarattığı yeni gerçeklikler ve uydurulmuş gerçekliklerin destanların ve inanılan cennetin birkaç yüzyıl sonra dünyanın üzerinde var olabileceği gerçeği ortaya çıktı ve günümüzdeki tanrısallaşmış teknolojileri ve tanrı insanı 21.yy’ın Homo Deus’unu bize sundu.

Homo Deus, önümüzdeki yüzyıl sonrasını anlatan bir kitap; bizi yeni teknolojilerin, dataların dünyasına götürüyor. Biyoteknoloji, yapay zekâ ve gen mühendisliği gibi yeni alanların ekonomiyi, insan yaşamını ve politikayı, dini nasıl etkilediğine dikkat çekiyor. Bu yeniliklerin nasıl çalıştığını, oluştuğunu bilmek önemli fakat yeni alanlar bizi yani insanoğlunu nasıl etkiliyor? Bu herkesin merak ettiği, düşündüğü bir süreç, toplum kaybedenler (İşe Yaramaz Sınıf), teknolojiyi istediği gibi kullanan üst sınıf ve alt sınıfta bulunan büyük bir kitle olmak üzere üçe bölünüyor.

Homo Deus’u anlatırken Harari hümanizm üzerinde duruyor. Anlamın ve otoritenin kaynaklarının değiştiği yeni bir dönemdeyiz. Daha çok sorguluyoruz, daha çok merak ediyoruz.

Dışarıdaki evren, yani şimdiye dek tanrılar, ilham perileri ve hortlaklarla dolu bu alan, bir anda boşaldı. İçsel dünyamız, yeni ilkel tutkularımızı çevreleyen bu önemsiz alansa ölçülmeyecek kadar derin bir zenginlikle dolup taştı. Melekler ve şeytanlar, ormanlarda ve çöllerde dolanan varlıklar olmaktan çıkıp kendi psişemizin iç kuvvetlerine dönüştüler. Öfkeyle oturup kalkan, kalbinde nefreti hisseden cehennemi; düşmanlarını affeden, kabahatleri yüzünden tövbe eden, zenginliğini yoksulla paylaşansa cennetin sonsuz mutluluğunu yaşamaya başladı.

Nietzsche “Tanrı öldü.” derken bunu kastediyordu. 21. yy’ da Bilgi= Deneyimler*Hassasiyetler oldu. İnsanoğlu kendine daha çok güvenmeye başladı. Deneyimlerimizi inceliyoruz, hassasiyetlerimizi tartıyoruz ve dünya artık bizim onu sorguladığımız ve bizim deneyimlerimizle anlam kazanan, tüm sorumluluğun bize ait olduğu hümanist yani “Kendiniz nasıl hissediyorsanız öyle yapın.” mottosu ile keşfettiğimiz, tasarladığımız ve tanrısallaştığımız bir yer. Geçmişten bugüne yaşam formunun temeli olan organik ve doğal seleksiyon dışında dünyamız değişmeye devam ediyor.

Son olarak, Yuval Noah Harari’nin en güncel konuşmasını sizinle paylaşıyoruz.

İlgili Yazılar

Yorum Yapın

Arama yapın