Kategori: Ekonomi, Gelecek, İnovasyon

9 Aralık 2014 Salı günü Stockholm’daki Nobel Week Dialogue etkinliğine katıldım.

Ana başlık: The Age to Come. Konu: Yaşlanma. Daha doğrusu uzayan ömürler.

Bilim ve teknoloji, özellikle genetik, beyin bilimi ve biyoteknoloji o kadar hızlı gelişiyor ki, insanın genini çözdük, beynin büyük bölümünü tanımaya başladık, hastalıkların nedenlerini çok net tespit edebiliyoruz ve bazılarını iyice tedavi edebiliyoruz. Henüz tıbbın daha gitmesi gereken çok yolu var…

1900’lu yılların başında ortalama ömür 60 yaşlar civarında iken, bugün 75’lere ulaşmış durumda, Japonya gibi bir ülkede 80’i geçmiş durumda. 2100 yılında ortalama ömrün bugünkü tahminlere göre 100 yılı aşması beklenmektedir. Yani 2000’li yıllarda doğmuş olan milenyum çocukları 100 yıl veya daha uzun yaşayacaklardır.

Bu trende ‘yaşlanma’ denilmektedir. Ama 9 Aralık 2014 günü Stockholm’da terminolojiye küçük bir müdahale yapıldı. Nitekim yaşlanma kavramı yaşlılığın getirdiği hastalıklarla eşanlamlı kullanıldığı için, olumsuz bir yargıya sebep olmaktadır. Oysa tıp, ve özellikle genetik, yaşlanmayı yavaşlatmaya, durdurmaya ve özellikle de yaşlanma ile gelen hastalıkları tedavi etmeye, ortadan kaldırmaya odaklanmıştır. Bununla ilgili gelişmeler çok hızlı cereyan etmektedir. Benim tabirimle, teknolojik gelişim yaşlanmadan hızlı ilerlemektedir. Bundan dolayı artık yaşlanma kavramı değil, ‘Uzun Ömürlü Bireylerin Oluşturduğu Toplumlar’ kavramı, kısaca ‘uzun yaşamlar’ kullanılması önerilmiştir.

Elbette bu uzun ömürlerin pek çok etkisi bulunmaktadır. Emeklilik sistemleri zaten çökmüş durumda, ileride bu tür bir yapılanma tümüyle imkansız hale gelmektedir. İşten yaş nedeniyle ayrılan insanlar o kadar uzunca bir süre boş vakitlerini nasıl değerlendirecekler? Bu ve buna benzer konular bu toplantıda incelenmiştir, tartışılmıştır.

Her ülke, her toplum, kendine özgü çözümler bulmak zorundadır. Kısaca ‘uzun yaşamların’ bulunduğu toplum yapısına doğru evriliyoruz. Eğitim sisteminde, sağlık sisteminde ve elbette sosyal güvenlik sisteminde önemli reformların yapılması kaçınılmazdır. Ayrıca gençlerle yaşlılarla birlikte yeniden harmanlanmış girişimler, kurumlar ve toplumsal mutabakatların sağlanması şarttır.

Buna alışsak ve inovatif çözümleri bugünden düşünmeye başlasak hiç fena olmaz…

Konferansın videolarını izleyebilirsiniz…

İlgili Yazılar

Arama yapın