Kategori: Vizyon 2050
B

undan çok uzun zaman önce ağaçlardan yapılan kağıtlar üzerine sınırları çizilmemiş bir dünyada devletler olmadan yaşıyorduk, canlılar olarak. Sonra sınırlar çizildi, devletler kuruldu. Güç denilen algı yanılsamasının tek elde toplandığını düşünen, “büyük” ve benzeri ön eklerle kurulan ve yükselen tüm devletler çöktü. Yükselen devletler, en yüksek noktaya ulaştıklarında geride kalanlar diye adlandırdıkları devletlere tavsiyeler verdiler. Bakın, bu noktaya ulaştığımızda “kendi deneyimlerimizle gördük ki ekonomik gücünüzü artırmak için kullanacağınız enerjiyi döngüsel yapıda kurun”. Geride kaldıklarını düşünüp, kendilerinden yüksekte görünen devletlerin sahip olduğu düşünülen güce ulaşmak için hırs yapan devletler, en “güçlü” devletlerin geçmişteki yükseliş politikalarını izleyip temel ve öznel varoluş kuralını reddettiler. Hayır diyenler oldu, biz de kolay yoldan petrol tüketip, kömür yakacağız. Yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimi ve verimi giderek artıyordu, ama reklamı henüz iyi yapılmadığından bu gelişmelerden bir çok insanın haberi henüz yoktu.

Öznelliklerini ve kültürlerini unutmuşlardı ama bu unutuş küreselleşme için belki de gerekliydi çünkü küreselleşmenin sonu insanların avcı toplayıcı dönemlerdeki yaşam tarzlarının temelini kabullenip geri dönüşünü yapacakları noktaydı, kim bilebilirdi ki? Teknoloji, kültür ve bilimin sentezlendiği yerde çeşitli farkındalıklar ve kabullenişler oluşmaya başladı. Doğayı korumalıyız, çünkü biz onun bir parçasıyız. Hatta doğa dışı olarak kabul edilen büyük şehirler bile insan doğasının bir parçası, üretimi ise bu şehirleri tekrardan doğaya uygun yapılara sokmak gayet mümkündü.

Küreselleşme ise sınırların tekrar yok olması için önüne geçilmez bir meteor taşı gibi dünyaya yaklaşıyordu. Peki dünyaya çarpacak  mıydı, yoksa teğet mi geçecekti? Orasını henüz bilemediğimiz bir dünyaydı 2050. İnsan hakları artık önemini tamamen yitirmişti. Canlı ve cansızların varoluş hakları tartışılmaya başlanmıştı ama bu tartışmayı yapanlar bile tartışmanın ana ismini koyabilecek kadar farkında değillerdi, henüz.

Devletlerarası güç savaşlarından sıkılanların bir kısmı Mars’a kaçtı, kimisi de yüzen şehirlere. Ancak kaçış bir çözüm değildi, problemlerin çözümü, problemlerin varolduğu noktanın tam üzerinde gizliydi. Çözüm arayanlar sanal ağ sayesinde birbirlerinin farkına daha çabuk varabiliyorlardı ve ufak komüniteler oluşturmaya başladı. Dünyada hepimize yetecek kadar nefes mevcuttu hala, bunun için ufak şehirlerde çeşitli oluşumlar başladı. Akıllı mini şehirler kuruluyordu.

Bu şehirlerin ilk önce ulaşım ve lojistik ağları akıllı bir şekilde tasarlanıp, şehirler onların etrafına ve içlerine döşeniyordu. Bireylerin eğitimi yapay zekâya sahip holografik öğretmenler ve internet tarafından bireye özel şekilde tasarlanmıştı. Elektronik ve bilgisayar dilleri dersleriyle beraber insanlar kendi başlarına ihtiyaçlarını uygun zaman-ürün giderleri ile karşılayabiliyorlardı. Toprak ve coğrafyanın yapısına uygun doğal afetlerden korunmak için tasarlanan binalar ve yeraltı odaları gerekli donanımlarla kurulmuş hatta bu alanlar afet zamanının dışında da kullanılsın diye kütüphane, çayhane, VR-AR-hane gibi sosyalleşme alanları içermekteydi.

Yörelere has el üretimi işler, yöre insanları tarafından başka yörelere ait el işleriyle harmanlanıp, internet ağı üzerinden satılmaya başlanmıştı. Evcil hayvanlar, yaşlılar ve çocuklar için ortak yaşama alanları oluşturulup, eski ve yeni nesil arasında bilgi aktarımının devamı sağlanmıştı. Sanat, felsefe, dinler tarihi, sosyoloji, psikoloji, tarih, arkeoloji derslerinin verildiği sosyal bilim merkezlerinde iletişim AR-VR ile sağlanmaktaytı.

Şehir merkezlerinin etrafına ikincil şehirler kurulmuş, bu alanlarda evlere bağlı akıllı çiftlikler kurulmuştu. Her ev, kendi enerji ihtiyacını karşılayabilecek şekilde yenilenebilir enerji sistemleriyle donatılmıştı. Evlerin akıllı olması enerji tüketimini en aza indirmiş, şehir içerisine bisiklet yolları kurulmuştu. Toplu ulaşımın dışında mini akıllı taksi arabalar kullanılıyordu. İkincil merkezlerde şehrin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar büyük ve küçükbaş hayvanlar hormon desteği olmadan büyütülüp, serbest alanlarda gezmeleri sağlanıyordu.

Sağlık ocakları ve hastanelerde bireylerin sağlık problemleri insanların üzerinde akıllı çiplerle önceden tahmin edilse de, evlerindeki sanal doktorlar sayesinde periyodik bakımları insanlara hatırlatılıp hastanelere yönlendirilmesi yapılıyordu.

Uzaktan telerobotlar sayesinde cerrahi operasyon gerektiginde hastalara alanında uzman doktorlar müdahele edebiliyorlardı. İnsanlara entegre edilen nanorobotlar sayesinde, bilinç ve huzur seviyelerinde artış olup, yaşam süreleri uzatılan insanlar için daha verimli ve eşit bir hayat planlanmıştı.

Şehre yerleştirilen kameralar sayesinde bilgisayarlar tarafından tespit edilen ve edilemeyen suçlar, varolma hakları kitabı ve şehrin ortak sanal kurallarının yoğrulması ile yargılanıp, suçlular gerekli rehabilitasyon birimlerine yönlendiriliyordu. Şehrin doğal ve yapay su kaynaklarının temizliği, doğal yapıları ve miktarlarındaki değişimler akıllı sensörler tarafından kontrol ediliyor ve sensörlerin kontrolu ise şehrin içerisinde gezen swarm zekâya sahip biyonik yapılardan ilham alınmış robotlar tarafından sağlanılıyordu. Şehir içindeki postalar minik kilitli kutulara sahip gezer robotlar tarafından sağlanıyor ve bu kilitlerin şifreleri alıcı ve göndericiler tarafından biyometrik izlerle belirleniyordu.

Şehrin etrafındaki doğal yapıların tanıtımı, kullanımı ve bakımı yerel halk tarafından yapılıyordu. Örneğin şehrin etrafında yeraltı kaynakları var ise bu kaynaklar, kaynak çalışanları tarafından belirlenen zamanlar içerisinde ziyaretçiler tarafından gezilebiliyor ve wi-fi kulaklıklar ile kaynaklar içerisindeki yapılar ve doğal taşlar hakkında bilgi alabiliyorlardı. Şehir deniz kenarında ise, su sporları ve deniz mahsüllerinin sağlıklı ve doğal kaynakları tüketmeyecek şekilde avcılık için gerekli malzemeler şehrin içerisindeki maker atölyelerinde kişiye özel üretilebiliyordu. Dağ kenarında ise gene gerekli ana malzemeler ve bilgiler atölyelerden sağlanabiliyordu. Bir alttaki şehir sağlıklı deri çarıkların yapımında ustalaşmış insanlar var ise bu iki şehir arasında tahta ve deri ticareti gerçekleşiyordu. Şehirlerarası lojistik, akıllı sistemlerle kontrol ediliyordu.

Var olma haklarının ana düşüncesi dünya üzerinde yer alan diğer canlıların yaşam alanlarına saygı duyulmaya başlanıp gerçekliğe dökümünün hikâyesidir. Ekosistem içerisinde karşılıklı saygı, sevgi ve yaşama güven olmadıkça, ekosistem içerisindeki denge sarsılacağından böyle bir kurallar yasası çıkarılması öngörülmüştür.

Atmosfere yerleştirilen uydular ve okyanus tabanından geçen fiberoptik kablolar sayesinde dünya içi ve dışı iletişim araçlarındaki teknoloji daha da ilerlemiş, Mars’ın üzerindeki uzay istasyonundan ve atmosferindeki uydular sayesinde etrafımızdaki yıldız sistemleri hakkında daha fazla bilgiye sahip olmaya başladık.

Bunların dışında uçan arabalar ve drone motorsikletler sayesinde şehirlerarası ulaşım daha hızlı şekilde sağlanmaya başlamıştır. Şehirlerin 3. alanlarına hava yolları döşenmiştir. Yaşamın değeri bilinmekte, üzerinde yaşadığımız dünyanın güzellikleri hakkında herkesin bilgi sahibi olması sağlanmış, insanlar yeteneklerine ve ilgi alanlarına göre işlerde çalışmaya başlamış, ilaç kullanımı ve gereksinimi azalmıştı. Laboratuarda üretilen yapay organlar üzerinde ilaçlar denenmeye başlanmış ve hayvanlar rahat bırakılmıştır.

Dünyaya çarpabilecek meteorların tahmini ve yörünge değişimi için uzaya çeşitli istasyonlar ve çeşitli uzaklıklara bu meteorları etkisiz hale getirebilecek araç ve gereçler döşenmişti. Ekonomi teriminin anlamı tekrardan en eski anlamına kavuşmuş yani anlam kayması yaşanmış ve herkes tarafından “ev yönetimi” olarak yeniden şekillenmiştir. Yani artık insanlar yaşayabilmek için üretiyorlar, ürettiklerini paylaşarak bir ürün bölüşme ilişkisine giriyorlardı ve buna ekonomi diyorlardı.

Eskiden büyük olan şehirler, küçük akıllı şehirlerin gelişmesiyle nüfus azalması yaşamış ve suç oranlarında oldukça büyük düşüşler yaşıyorlardı. Büyük denilen şehir ve devletlerin üzerindeki stres ve gerilim oldukça azalmıştı.

Güneş sisteminin her bir köşesine çeşitli uydular ve istasyonlar kurulmuş, ve uzayın diğer kısımlarını merak eden insanlar bu taraflara doğru yolculuk yapabiliyor ya da sanal görüntülerle yer çekimsiz alanlarda bu deneyimi gerçeğe çok yakın bir şekilde yaşayabiliyorlardı.

Varoluşa saygı duyulan bir dünya için.

İlgili Yazılar

Arama yapın