Kategori: Gelecek, İnovasyon, Teknoloji

Sürücüsüz bir şekilde kendi kendine hareket eden otomobiller yakın bir zamanda hayatımıza girmeye başlayacak. Teknolojik gelişmelerle önümüzdeki süreçte otonom sürüş mümkün hale gelecek. Sistemin tam olarak oturması ve erişilebilir fiyatlarla kitlesel kullanıma sokulması biraz daha zaman alacak olsa da, bu gelişmeyle sıfır kaza ve trafik kazası kaynaklı ölümler neredeyse son bulacak. Sensörler sayesinde park edeceği yeri kendisi belirleyebilen ve zor virajlarda-kavşaklarda dahi karşıdan gelen araçlarla etkileşim halinde olacak olan bu araçlar sayesinde daha güvenli ve daha rahat bir şekilde günlük hayatımızı sürdürebileceğiz.

Otomotiv şirketi olmadığı halde bu gelişmenin en önemli mimarlarından olan Google’ın geliştirmiş olduğu araç bir devrim niteliğinde. Şoförsüz araç tasarım olarak bir golf arabasını andırıyor ve hiçbir şekilde insan kontrolüne ihtiyaç duymuyor. Araçta direksiyon, vites ve fren yokken bunların yerini yazılım ve sensörler alıyor. Bu araç oldukça basit kullanıma sahip. Kullanıcı istediği yere gitmek için, tek yapması gereken sadece bir butona basmak olacak. Böylelikle kullanıcı otomobilin koltuğunda yolculuğun keyfini sürerken araç kişi veya kişileri istedikleri noktaya hiç bir şey yapmalarına gerek kalmadan götürecek.

Kendi yolunu bulabilen araç; trafik durumunu, yürümekte olan insanları ve diğer araçları tespit ederek kurallara uygun olarak oldukça güvenli bir yolculuk imkanı sunuyor. GPS, lazerli tespit sistemleri, 360 derecelik görüş açısına sahip kameralar, radar ve bütün bunları yöneterek hesaplama yapabilen algoritmalarla donatılmış. Araca güzergah konusunda alınan GPS sinyalleri dışında insanların kullandığı diğer araçlardan alınan bilgiler de yardımcı oluyor. Özellikle güvenliğe odaklı bir şekilde geliştirilen araç, kör noktaları bile tespit edebilecek sensörlerle sahip ve bu sayede iki futbol sahası uzaklığındaki nesneleri bile tespit edebiliyor.

Araç ile San Francisco – Los Angeles arasında polis bilgisi dahilinde 1600 km hiç insan müdahalesi olmaksızın toplam 224.000 km yol kat edilmiş. Yapılan test sürüşleri sonucunda aracın insanlardan daha dikkatli olduğu görülmüş. Aracın sevimli bir görüntüsü var. Böylelikle insansız araca karşı insanların tepkisi ve korkusunun azaltılması hedeflenmiş. Google bu proje ile trafik kazalarını önlemek, araç kullanım sayısını ve yakıt tüketimini azaltarak karbondioksit salınımını engellemeyi de amaçlamış.

Bu konu üzerine sadece Google değil önde gelen otomotiv markaları da kafa yoruyor. Las Vegas’ta bu yıl dünyanın en büyük tüketici elektronik fuarı olarak bilinen “Consumer Electronics Show” veya kısaca CES’te Mercedes-Benz  F 015 “Luxury in Motion” modelini tanıttı. Araç “hands free” özelliği sayesinde kendi kendini sürebiliyor olacak. Bu sayede kişiler hareket edebilir koltuklarda oturup, direksiyona arkalarını dönüp, rahat bir şekilde yolculuk yapabilecekler. Dört kişinin yüz yüze oturabildiği araçtaki ekranlar yardımıyla yolcular otomobili kontrol edebilecekler ve internet hizmetinden faydalanabilecekler.  Ayrıca otomobilde bulunan LED alanlarının ışığı sürüş moduna göre değişiyor.

Araç bir insan tarafından yönlendirildiğinde beyaz olan ışıklar, sürücüsüz sürüş modunda maviye dönüşüyor. Bu sistem gelecekte otomobilin herhangi bir kaza anında  kimin tarafından kullanıldığının bilinebilmesi bağlamında geliştirilmiş. Arabanın piyasaya çıkış tarihi 2030 olarak belirlenmiş durumda.

İnsansız otomobiller hayatımıza tam entegre olduğunda, her yeni gelen teknoloji gibi eskiye ait bir çok alışkanlıkları, davranış ve tutumları da değiştirecek.  Olaya mizahi açıdan yaklaşırsak, mevcut geleneksel şoförlerin bu gelişmeye nasıl uyum sağlayacağı tam bir muamma olarak duruyor. Trajikomik veya kara mizah türünden hadiseler yaşanabilir. Motor sesini duyarak, direksiyonu çevirerek, yol kavgası yaparak yani kısaca kendi egosunu yaşayarak aracını sürmek isteyen kişilerin, bu teknolojiye adapte olması biraz zor olacak gibi gözüküyor. Şaka bir yana, sürücü kavgalarına son verebilecek olan sürücüsüz araçlarla trafikte sinir-stres durumları bitebilir ve huzurlu bir şekilde yolculuk yapılabilir.

Sonuç olarak sürücüsüz bir şekilde kendi kendine gidebilen otomobillerle bir çok problem çözülecek veya kontrol altına alınabilecek. Trafik kazaları ortadan kaldırabilecek veya en aza indirgenebilecek. Araç kullanım sayısını ve buna bağlı olarak yakıt tüketimini azaltarak karbondioksit salınımı önlenebilecek ve daha temiz bir çevre-hava  oluşturulabilecek. Ayrıca sürücüler trafikte yorulmayacakları için şehir dışına yerleşim talebi artacak ve böylelikle kent içi yoğunluğu azaltılabilecek. Kavga-gürültü, korna sesi, bağrışmalar ve benzeri bir çok olumsuz olay tarihe karışacak. Şimdiden medeniyete hayırlı-uğurlu olsun.

İlgili Yazılar

Arama yapın