Kategori: Yönetim

Gamification konusu son zamanlarda oldukça popüler oldu ve dilden dile dolaşmakta, nedir bunu bu kadar popüler yapan mesele?

Bundan birkaç ay evvel eski bir öğretmenimle bir telefon mağazasında karşılaştım, yaşı 50 civarlarında olan eski öğretmenime hal hatır sorup biraz muhabbet ettikten sonra “hayırdır hocam yeni bir telefon mu bakınıyorsunuz?” demem üzerine çok komik fakat bir o kadar da ilginç bir cevap ile karşılaştım, “karpuz kesen bir telefon istiyorum” dedi.

Bahsettiği oyun Fruit Ninja, telefonda oynanan oyunlar çok hoşuna gitmiş olsa gerek, bir yerde beklerken vakit geçirmek için güzel bir uğraş.

Esasında yedisinden yetmişine herkes oyun oynamayı sever, kimisi kahvehanelerde okey oynar, kimisi de bilgisayar veya oyun konsolları ile oyun oynar.

Oyunu zevkli kılan kısa vadede oluşan başarı hissidir, mantık çok basit, görev verilir, verilen görev yerine getirilir ve sonucunda da oyuncu mutlu olur.

Oyun elementleri başlıca şunlardır:

  • Puan sistemi
  • Madalyalar ve ödüller
  • Kurallar veya oyunun çerçevesi
  • Hedefler

Oyunlar bu kabaca bu çerçeve etrafında toplanmış olsa da herkes aynı oyunları sevmiyor.

Mihály Csíkszentmihályi’nin (ismi kopyaladım yazabilene helal olsun J) bahsettiği flow teorisinin geçerliliğini en somut haliyle gördüğümüz yer belki de bu alandır, boş vakitlerini doldurmak için oyun oynayanları Fruit Ninja veya Angry Birds tatmin ederken hobi olarak oynayan oyuncular bilgi birikimi gerektiren oyunlar oynamayı tercih etmekte.

Aksine World of Warcraft’dır (Dota), 600.000 oyuncunun aynı anda oynadığı dünyadaki herhalde tek oyun olmasına rağmen bırakın oyunu oynayıp kazanmayı, mantığını anlamak için bile saatlerinizi harcamanız gerekmekte (denedim fakat 4 saatlik bir uğraşa rağmen herhangi bir başarı elde edemedim).

Henüz ortaokuldayken bir arkadaşım bana” keşke ödevler oyunlar kadar zevkli olsa, hatta annelerimiz babalarımız ders çalışmamızı bırakıp biraz da oyun oynamamamızı istese” demişti.

İmkânsız mı? Muhtemelen değil.

Oyun elementleri ile bir iş süreci arasında çok büyük benzerlikler vardır.

Peki öyleyse neden masasının başında oturan bir çalışan işini tamamlamak yerine Solitaire oynamayı tercih ediyor?

Oyunlarda zorluk seviyenizi ayarlayabilmeniz inanılmaz bir avantajdır,

Oyun çok mu basit? Zorlaştır, aksine çok mu zor? Basit seviyede oyna öyleyse.

Yapılması gereken bir işin zorluk seviyesini ne yazık ki çok da fazla değiştiremiyoruz, fakat uygun zorluk seviyesindeki işi uygun kişiye verme şansına sahibiz.

Oyunlar daha hızlıdır, hedeflere hızlıca ulaşılabiliyor.

Bazı oyunlarda bir oyun günü 24 dakikadır, bazılarında ise karakterinizi yetkinleştirmeye çalışırsınız, levelini arttırmaya çalışırsınız mesela, ilk levellere ulaşmak kolaydır, fakat bu ilerledikçe zorlaşır, çıta yavaş yavaş arttırılır.

İş dünyasında kısa vadeli hedeflerimiz var mı? 2 yıl sürecek bir projenin başarılı olup olmadığını, hedefe ulaşılıp ulaşılamadığını öğrenmek için 2 yıl beklemek ister misiniz?

Aynı şekilde kilo vermek isteyen insanlar sonuçlarını bir yıl sonra değil, bir an önce görmek ister, öyleyse bir yıllık süreç parçalara bölünerek her bir dilim için ayrı hedefler belirtilmesi kişi için daha etkin olacaktır.

Hedef anlamlı mı?

Oyunlarda dünyayı kurtarabilirsiniz, kötülüğü yok edebilirsiniz, ya da rekor oluşturarak ne kadar iyi olduğunuzu açıkça ortaya koyabilirsiniz.

İş dünyasında görevleri gerçekleştirilen görevler sonucunda insanlar kendilerini arkadaşları ile kıyaslayabiliyor olması hatta challenge edebilmesi işi olduğundan çok daha eğlenceli hale getirir.

Üstüne bir de işin ne kadar önemli ve katkı sağlayıcı olduğu anlaşılması halinde eminim iş olduğundan daha eğlenceli olacaktır ve motivasyon da ister istemez artacaktır.

Kimse ekilmeyecek bir tarlayı çapalamak istemez

Konunun devamı gelecek…

Gamification ile ilgili izlenebilecek ve bir oyuncu gözünden bakmayı sağlayacak film tavsiyeleri

  • Gamer
  • Scott Pilgrim: Dünyaya karşı
İlgili Yazılar

Arama yapın