Kategori: Ekonomi, Gelecek, Yönetim

İstikrarın kelime kökü ‘karar’dır. Kararlı olmak. Verilen bir karara sadık kalmak, o kararla tutarlı olmak.

Bu iyi bir şey mi, değil mi? Duruma göre değişir.

Basitçe söylemek gerekirse, kararınız kötüyse veya yanlışsa, size veya çevrenize zarar veriyorsa, bu karara tutunmak, istikrarla devam ettirmek pek akıllıca değildir. Bunun insanlık tarihinde çok örneği vardır.

Tabiat bu tür durumlar doğa kanunları ve genel bir denge arayışı ile hızlıca bertaraf etmektedir. Entropi, doğal seleksiyon, evrim ve benzeri mekanizmalar bu konuda otomatik devreye giriyor. Bazıları daha hızlı, bazıları daha yavaş ve uzun vadeli, ama bir şekilde düzen ve oto kontrol var.

Siyasi istikrar iyi midir, kötü müdür?

Ekonomik istikrar iyi midir, kötü müdür?

Bilimsel istikrar iyi midir, kötü müdür?

Ama insanlığın bazı konularda istikrara ihtiyacı vardır. Mesela iklim değişimi kabul ettiğimiz ve bilimsel olarak kanıtlanmış bir realite ise, çevre duyarlılığı, enerji verimliliği ve karbon dioksit izdüşümünü insanlık olarak düşürmek ve bu gezegeni yaşanabilir kılmak son derece önemlidir. Bu konuda da uzunca bir süre istikrarlı olmalıyız.

Demokrasi konusunda, fırsat eşitliği konusunda, Birleşmiş Milletlerin ‘Milenyum Hedeflerinin’ tutturulması konusunda istikrarlı, tutarlı ve samimi olmalıyız. Dünyada hiç aç kalmayana kadar, temiz suya, elektriğe, internete, temel eğitime ve temel sağlığa erişemeyen hiç kimse kalmayana kadar, bu konuda çalışmaya devam etmek zorundayız.

Özetle geleceği güzel kılmak, yaşanası ve insansı bir dünya tasavvur etmek ve oluşturmak için, uzun vadeli ve önemli konularda istikrarlı olmak zorundayız. İstikrar bizi kibirli kılmamalı, yeniliklere kapatmamalıdır. Araç ile amaç karışmamalıdır. Her zaman için yüce amaç ön planda olmalıdır, tutarlı ve istikrarlı olduğumuz kısım burası olmalıdır. Bu amaçlara hizmet eden araçlar, bilim, teknoloji, kültür ve sanat geliştikçe değişecektir. İşte bu değişime ayak uyduramamak muhafazakarlık olacaktır.

Son Yazılar

Arama yapın