Kategori: Etkinlik, Gelecek, İnovasyon, Maker, Teknoloji

Bugün itibariyle üzerinden tam bir hafta geçti. Şöyle bir geriye doğru dönüp baktığımda, kalan en önemli izlenim, herkesin yüzünde bir tebessüm, bir heyecan ve gülücüklerin olduğu…

10 – 11 Ekim tarihlerinde İstanbul Mini Maker Faire şölenimizi gerçekleştirdik. 200’den fazla proje, 400’den fazla Maker, 6.000’den fazla ziyaretçi ağırladık. 3 – 5 kişilik bir çekirdek ekip, çok çalışkan bir organizasyon şirketi, çok samimi sponsorların maddi ve manevi desteği ile ve onlarca gönüllünün desteği ile müthiş bir etkinlik organize edildi.

Mart ayında somut ilk toplantısı yapılmıştı. 5 kategori belirlemiştik. Eğitim, sanat, mekatronik, PRO ve dış mekan olmak üzere. Bu kategorilerin her birine bir veya iki kuratör belirledik ve herkes çalışmaya başladı. Düzenli olarak yaptığımız Maker Meet-up toplantılarında sürekli gelişmeleri aramızda paylaştık ve hazırlıkları ilerlettik. Zaman içinde sponsorlarımızı bulduk, mekanı ayarladık ve proje başvurumuzu ilan ettik. Projeler gelmeye başladı, iş somutlaşmaya başladı.

Son bir ay ise oldukça yoğundu. Mimari yerleşim, dekorasyon, organizasyon, operasyon, güvenlik, mekan detayları, sponsor detayları, proje detayları, ekip detayları, atölye detayları, vb. vb. derken, günde 15 saat Maker Faire ile yattık kalktık. Özellikle arkadaşımız ve kahramanımız Umut Erkal büyük fedakarlık yaparak, doğum gününden, eşinin doğum gününden ve benzeri pek çok özel hadiseden vazgeçerek, gecesini gündüzünü bu işe ayırdı ve herkesi mutlu etmeye çalıştı. Çok teşekkür ederiz.

Nitekim 10 Ekim Cumartesi sabahı oldu. Sabah 7’den itibaren mekanda idik ve çok tatlı bir telaş ve heyecan vardı. Yolunda giden ve gitmeyen işlerimiz vardı, ama kimse kızmadı, herkese bir çözüm bulduk. Maker kafası işte. Orta yol, mükemmelden iyidir. Doğaçlama, profesyonelden iyidir. Herkese de bunu söyledik, çünkü böyleyiz: Maker kültürünün bir parçası bu. Doğaçlama, emprovizasyon, anında çözüm üretmek, uzlaşmak.

Bu tavır herkesi tatmin etti, bulaşıcı bir şekilde yayıldı. Kusursuz ve profesyonel bir etkinlik değildi. Ama herkesin yüzü gülüyordu. Özellikle çocukların ve gençlerin. Gözlerinde kıvılcımlar görülüyordu, yüreklerindeki heyecan hissediliyordu. 7’den 70’e, erkek ve bayan, üniversiteli ve alaylı, herkes buradaydı, herkes bir şeyler üretmişti, herkes bir şeylerin üretilmesinin değerinin farkındaydı. Çok güzeldi.

Sonra Ankara’daki terör saldırısı oldu. Ama biz üretmeye, biraz buruk gülmeye devam ettik. Onlar adına üzgündük, ama heyecanımızı frenlemedik. Gelenler tavrımızı beğendiler ve gelmeye devam ettiler. Ne yapsak diye çok düşündük. Ama her koşulda devam etmeye, üretmeye ve yaşamaya karar verdik.

Pazar günü, moral bozukluğuna rağmen, zaman zaman yoğun yağmura rağmen, yine dolu dolu geçti ve 2.000’den fazla misafirimiz daha geldi. Çok yorucuydu, ama tatlı bir yorgunluktu. Tadı damağımızda kaldı.

Bu vesileyle, emeği geçen herkese tekrar çok teşekkür ederim. Mekanımız Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul, sponsorlarımıza, medya ve iletişim destekçilerimize teker teker teşekkür ederim.

Ne olursa olsun, yaşamaya mecbursun…

Yaşamak demek, üretmek demek. Yaşasın MAKER.

Nasıl kuruldu? Çok hızlı bir özet… 🙂

İlk günün bayağı kısa bir özeti… 🙂

İnsanların bazı görüşleri… 🙂

İlgili Yazılar

Arama yapın