Bisiklet – Nerede, Neden, Nasıl?

Dünya ve Bisiklet

Hemen hemen hepimizin çocukluğunda, ebeveynlerimize karşı pazarlık payı olarak kullandığı bisiklet; 1817 yılında Alman mucit Karl von Drais tarafından atların yerini almak üzere geliştirilmiş iki tekerlekli ve pedalsız atası “Draisine” den bugüne, gelişen teknoloji ve değişen yaşam trendlerine rağmen toplumdaki yerini önemli bir sosyal ve kültürel aktivite olarak her daim korumuştur.

İster eğlence, ister spor, ister ulaşım amaçlı kullanılsın; temiz, pratik ve sürdürülebilir bir ulaşım yöntemi olması sebebi ile bisiklet, günümüzde birçok gelişmiş ülkenin “akıllı şehir” vizyonu altındaki temel yatırım kalemlerinden biri olmuştur. Buna rağmen, birçok şehrin sadece araç trafiğine göre tasarlanmış olması sebebi ile İngiltere, Amerika ve Avustralya gibi modern ülkelerde yapılan toplam yolculukların bile, ancak %1´i bisiklet ile yapılmaktadır. Diğer taraftan konu bisiklet olunca daima manşetlerde yer alan, dünyanın ilk askılı bisiklet yolu, 12.500 bisiklet kapasiteli, en büyük bisiklet parkı, Hollanda’da ise bu rakam %27´ye ulaşmaktadır. Ancak komşu ülke Danimarka, 2025 yılı itibari ile dünyanın ilk karbon bağımsız ülkesi olma hedefi ile bu alanda yapmış olduğu ciddi yatırımlarla beraber, dünyanın ilk ‘bisiklet şehri’ unvanını başkenti Kopenhag’a kazandırmıştır. Danimarka nüfusunun yarısı, günlük ulaşımını bisiklet ile yapmaktadır. Ve bu “yarıyı”, topuklu ayakkabıları ile partiye giden genç kızlardan, takım elbiseli iş adamlarına, çocuklarını anaokuluna bırakan annelerden, köpeklerini gezdiren (!) aile babalarına kadar toplumun farklı yaş ve statüsünden bireyler temsil etmektedir.

Ülkenin en yüksek tepesinin sadece 170 metre olması ve neredeyse tüm şehrin düz bir zemin üzerine oturması avantaj olarak görülse de, aslında bu durum saatte ortalama 21 km hızla esen soğuk kuzey rüzgarına karşı tüm ülkeyi, ve dolayısı ile bisiklet severleri, savunmasız bırakmıştır. Şiddetli esen rüzgâra bir de mevsim gözetmeksizin yağan yağmur eklenmesi, dünyanın çoğu ülkesindeki insanları hayattan soğutmaya yeterken, Danimarka toplumunu sadece daha güvenli ve konforlu sürüşler adına “yaratıcı” olmaya zorlamıştır! Kargo bisikletler, akıllı kasklar, pilsiz bisiklet lambaları, “Copenhagen Wheel” projesi, şehrin her köşesine yayılmış bisiklet parkları, bisikletinizi her daim yanınızda taşıyabilmeniz için toplu taşıma araçlarında bisikletlere adanmış kompartımanlar, tasarım ürünü bisiklet aksesuarları ve daha nicesi, ülke genelinde bisiklet kullanmamayı hemen hemen imkansız hale getirmiştir.

Peki, neredeyse tüm seneyi güneşli, ve kuru, geçiren birçok dünya ülkesinde bile bisiklete binmek “istisnai” bir durum iken; dünyanın en zengin insanları arasında yer alan Kuzey Avrupa halkı, coğrafyalarının tüm soğuk ve ıslaklığına rağmen neden son model arabalar yerine bisiklet kullanmaya tutku derecesinde bağımlıdır?

Cevap basit, hükümetin “sürdürülebilir bir ülke” yaratma tutkusu sayesinde! Danimarka hükümetinin 1960’lara dayanan bu vizyonu, ülke genelinde yürütülen büyük çaplı kampanyalar ile desteklenerek kısa sürede sosyokültürel ortamın büyük bir parçası olmuştur. Bir taraftan geniş altyapı çalışmaları ile sadece Kopenhag şehrine 400 kilometrelik bisiklet yolu inşa edilirken, diğer taraftan artan bisikletli sayısı araç sürücülerinin daha dikkatli araç kullanmasına, gelişen teknoloji, daha “akıllı” ve verimli bisikletler üretilmesine ve tüm gelişmeler hep beraber ülkedeki bisikletli sayısının artmasına yol açmıştır.

Toplumlar, araba ile kat edilen her kilometrede net 16 sent kayıp yaşarken, bisiklet ile kat edilen her kilometrede net 23 sentlik kazanç sağlamaktadır. Sadece Amerika`da motorlu taşıtlar ile yapılan ulaşımın yarısı 5 km altı mesafeler için yapılmaktadır ve bu mesafe bisiklet kullanılarak 15 dakikada kat edilebilmektedir. Dünya çapında her sene gerçeklesen prematüre doğumların %13´unun hava, su ve toprak kirlenmesinden, ve bunun en büyük payının motorlu taşıtlardan, kaynaklandığı düşünülürse; dünyanın neresinde, hangi şartlar altında yaşarsak yaşayalım hepimizin bir an önce “bisiklet üzerinde” harekete geçmesi geleceğimize yapacağımız en büyük yatırımlardan biri olacaktır.

Türkiye ve Bisiklet

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de son on yılda bir spor dalı olarak bisiklet kullanımına olan ilgi artmıştır. Ülke genelinde birçok şehir gerek bisiklet parkurlarını arttırarak, gerek şehir geneline kiralık bisiklet istasyonları yerleştirerek bisiklet kullanımını teşvik etmeye çalışmaktadır. Ancak ulaşım aracı olarak bisiklet kullanımı hala bireysel boyutta kalmaktadır. 2005 yılında çalışmalara başlayan Konya şehri, 2013 yılına kadar tam 223 km bisiklet yolu inşa etmiş ve 2012 yılında başlattığı ”Akili Bisiklet” kampanyası ile şehir geneline yerleştirdiği 40 farklı istasyonla 500 bisikleti ücretsiz olarak halkın kullanımına sunmuştur. 60 kilometrelik bisiklet yolu ile, Bursa’nın İnegöl ilçesi ülkenin en çok bisiklet kullanılan ikinci kesimidir. Muğla’daki 21 kilometrelik bisiklet yolu turistik amaçlı düzenlenen bisiklet turları için kullanılırken, İzmir de bu rakam sadece 15 kilometredir.

17 milyon üzeri nüfusu ile İstanbul’da her gün 5,7 milyon kişinin topu taşıma araçları kullandığı ve trafikte yaklaşık 3 milyon bireysel motorlu araç olduğu düşünülürse, 50 kilometrelik bisiklet parkuru ile gerek bu şehirde gerek ülke genelinde bisiklet kullanımını arttırmaya yönelik büyük bir yatırım potansiyeli olduğu açıktır. İşte bu potansiyelin farkına varan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 3 Kasım 2015 itibari ile şehir içi yollarda bisiklet yolları, bisiklet istasyonları ve bisiklet park yerleri tasarımına ve yapımına dair yönetmeliği yürürlüğe geçirmiştir. Yönetmelik; bisiklet yolları, istasyonları, park yerlerinin tasarım ve yapım kurallarından, mevcut toplu taşıma sistemlerine entegrasyona, bisiklet taşıma aparatlarına sahip otobüsler kullanılmasından dikkat edilmesi gereken trafik kurallarına kadar birçok konuyu kapsamakta olup, şehir içi ulaşımın 10%’unun bisiklet ile gerçekleşmesini hedeflemektedir.

Temelleri atılan altyapı çalışmalarının yanısıra Türkiye Bisklet Federasyonu, Bisiklet Derneği, Cyclist Türkiye ve daha nice klüp ve dernek de, düzenlemiş oldukları çeşitli etkinlikler ve paylaştıkları haberler ile genel farkındalığı arttırarak, ülkemizi bisiklet kullanımında Kuzey Avrupa ülkeleri ile yarışır hale getirmek için çabalamaktadır.
Ve bu konuda ki son sözü dünya bisiklet severlere bırakıyoruz… Wise words from bike lovers worldwide!

Arama yapın