Kategori: Bilim, Enerji, Malzeme Bilimleri, Uzay

Fizik, kimya ve biyoloji. Temel doğa bilimleri. Matematik, bunların dili. Dünya nüfusu arttıkça, doğal olarak üniversite mezunu sayısı ve bilim insanı sayısı artmaktadır. Bilim insanı sayısı arttıkça, doğal olarak buluş ve makale sayısı artmaktadır. İnternet ve dünyanın küresel bir kasabaya dönüşmesi sayesinde dünyanın bir köşesinde yazılan makalenin aynı anda başka bir köşesinde okunup, üstüne bir şeylerin daha eklenmesi son derece olağandır. Bilişim gücünün artması ve ucuzlaması, ölçüm aletlerin ve diğer ekipmanların gelişmesi, devletlerin ve birliklerin bilime daha büyük bütçeler ayırması, bilimin daha önce hiç olmadığı kadar hızlı ve geniş bir alanda geliştiğine şahit oluyoruz. İşte buna bilimsel patlama diyoruz.

Bu çok önemli ve çok değerli bir durumdur. Zira insanlığın gelişmesi ve kalkınması genelde bilimdeki gelişmelerle doğru orantılı olmuştur. Sanayi devrimi Newton fiziği üzerine kuruludur. Şehirlerimizin aydınlanması Volta, Ampere, Ohm ve Maxwell gibi kahramanların bilimsel çalışmaları sayesinde mümkün olmuştur. Daha bunlara benzer çok fazla örnek verilebilir.

Nicolai Kondratiev ve Joseph Schumpeter 20. yüzyılın başlarında bu gelişmeleri incelemişlerdir. Meşhur Kondratiev Dalga Modeli ortaya çıkmıştır. Sanayi devriminden bu yana beş dalga yaşandığını açıklamıştır. Şu an içinde bulunduğumuz beşinci dalga bilgi ve iletişim dalgasıdır. Aşikar ki bir sonraki dalga biyoteknoloji ve nanoteknoloji dalgası olacaktır.

Temel bilimler alanındaki gelişmeler bazı büyük projeler sayesinde çok hızlı, şaşırtıcı ve büyük adımlarla ilerlemektedir. İnsan genom projesi sayesinde yaşam bilimleri alanında inanılmaz bir açılım görülmektedir. DNA molekülünün yapısı, farklı mekanizmalarının işlevleri, dizileme yöntemleri ve bugünlerde editleme teknikleri sayesinde canlıların temel işletim sistemi olan genetik yapıyı çok iyi anlıyoruz. Daha araştırılacak çok konu var. Ama temel prensipler belirlenmiş durumdadır. Bunun üzerine yeni bilimler, yeni disiplinler, yeni yaklaşımlar kurularak devam edecektir.

Yaşam bilimleri alanındaki gelişmelerin şüphesiz en önemli uygulama alanı insan sağlığıdır. Hastalıkların teşhisi ve tedavisi süreçleri sürekli iyileşmektedir. Maliyetler düştükçe, kişiye özel ve daha otomatik tahlil, teşhis ve tedavi süreçleri görülecektir. Gelişen sağlık sayesinde insanlar daha uzun yaşayacak, daha sağlıklı yaşayacaklardır. Bir yandan sağlık giderlerin düşmesine sebep olacak. Diğer yandan emeklilik sistemlerinin kurgusu bakımından sorun olacaktır.

Biyoloji, kimya ve genetik bilgileri arttıkça insanoğlu yapay yaşam tanımlar ve üretebilir hale gelmiştir. 2010 yılında Craig Venter ve ekibi tarafından Syntia isimli ilk sentetik canlı dünyaya tanıtılmıştı. Uzun araştırmalar sonucunda bilgisayar başında tarif edilmiş bir genetik yapı, bir bakteriye aşılanır ve o bakteri tasarlanmış olan canlıya dönüşür. Frankenstein dünyasına ilk adım mı? Yoksa enerji problemlerimizin çözümü mü? Yoksa sonsuz yaşam sağlayacak iksirin ilk habercisi mi? Yoksa tüm insanlığı yok edecek biyo-terörün ilk örneği mi? Sizce?

Sonuçlarının ne olacağını hep birlikte göreceğiz. Bilim gelişmeye devam edecek. Doğru soruları sorduğumuz sürece, o soruların cevaplarını bulmak üzere araştırmalar yapılacak ve iyi uygulamalar ortaya çıkacaktır. Yanı sıra sorunlar ve kötü tecrübeler yaşanmayacak mı? Kesinlikle evet! Ama bundan dolayı ne bilimden, ne sorgulamaktan, ne araştırmaktan ne de icat etmekten vazgeçmeyeceğiz. Bugüne kadar insanoğlu hiç bir gelişmeyi durdurmadı, hiç bir gelişmeden vazgeçmedi. Toplumsal olarak onun mantıklı kullanım alanları belirlendi, medeniyetimizin bir parçası haline getirildi. Yine öyle olacaktır.

Diğer yandan fizik ve malzeme alanlarında akıl almaz gelişmeler görülmektedir. Dünyanın en büyük deney merkezlerinden birisi şüphesiz İsviçre’deki CERN parçacık hızlandırıcı merkezidir. Maddenin doğası hakkındaki bildiğimiz ve bilmediğimiz fenomenleri orada deneme, araştırma ve yeni keşifler yapma imkanı bulunmaktadır. Maddenin hallerini daha iyi anladıkça, onunla neler ve nasıl yapılabileceği daha iyi anlaşılmaktadır.

Başka önemli bir deney merkezi ise ITER’dir. Füzyon enerjisi imkanları ve yöntemleri araştırılmaktadır. Başarılı olursa, insanlığın tüm enerji sorununa çare üretilmiş olacak. Enerji sektörünün önemini ve büyüklüğünü düşünün. Petrol lobilerini düşünün, OPEC gibi örgütleri düşünün ve Fransa’nın güneyinde bir grup bilim insanı bir şeyler üzerinde çalışıyor. Olağanüstü, değil mi?

Son dönemdeki bilimsel gelişmeler sayesinde malzemeler dünyasında önemli kademeler kaydedilmektedir. Grafen gibi çığır açacak yeni malzemeler keşfedilmektedir. Katı hal fiziği ilerlemektedir. Optik dünyası sürekli gelişmekte ve cihazların ebatları küçülmektedir. Bu gelişmeler zaman içinde alışık olduğumuz malzemelerin ve teknolojilerin yerini alacak, kaliteyi, verimi, hızı artıracak ve daha önce mümkün olmayan bazı durumları mümkün hale getirecektir.

Diğer yandan yeni üretim metotları, mesela katmanlı baskı tekniği, veya daha bilinen adıyla, üç boyutlu yazıcılar sayesinde yedek parçalar, kişiye özel eşyalar, özel protezler, hızlı gerekli prototipler, hatta organik malzemeler, gıda ve benzeri basılır, yani üretilir hale gelecek. Bu alanın çok hızlı geliştiğini gördük, önümüzdeki yıllarda artan tasarım imkanları ve yaygınlaşan ve gelişen cihaz sayıları nedeniyle daha da gelişecektir, hayatımıza girecektir.

Üsttekilerin bileşkesi bizi Kondratiev modelinde altıncı dalgaya götürecektir. Yani yeni bir kalkınma dönemine girilecektir. Dijitalleşme, yani bilgi ve iletişim dönemi, beşinci dalganın sonuna yaklaşıyoruz. 15 – 20 yıl daha bu dalgadan bahsedilecek. 2030’lı yıllardan itibaren tümüyle lider teknolojiler biyoteknoloji ve nanoteknoloji olacak. Bugün Google, Facebook ve Amazon nasıl dünyanın en popüler, en zengin, en önemli, en çok konuşulan şirketleri gibi algılanıyorsa, 2035 yılında da özel bir molekül geliştiren, özel bir malzemeyi seri üreten, özel bir enerji santrali icat etmiş olan şirketler en popüler, en çok konuşulan ve dünyanın en değerli şirketleri olarak görülecektir.

Tabii ki bu gelişmeler hep bir önceki dönemin başarıları üzerine inşa edilmektedir. Bugünkü bilimsel gelişim hızı büyük oranda bilişim gücü ve hızı sayesindedir. Pek çok araştırma simülasyon ve dijital ortamlardaki hesaplamalar sayesinde ilerlemektedir. Bilişim gücü neredeyse sınırsız bir şekilde arttığı, ucuzladığı ve yaygınlaştığı için, bilimsel gelişmeler de daha önce görülmediği kadar hızlanmıştır.

Bilimin gelişimi hala Avrupa ve ABD liderliğinde ilerliyor gibi görünse de, Çin, Hindistan, Japonya ve dünyanın başka coğrafyalarındaki bilim insanlarının da çok önemli ve değerli katkıları bulunmaktadır. Bir bölgedeki lokal bir sorunu araştıran bir bilim insanının çalışmasından, başka bir bölgedeki bir araştırmacı feyz alıp, kendi coğrafyasındaki bir soruna cevap bulmaktadır. Özellikle yaşam bilimleri alanında bu pek sık görülmektedir. Bundan dolayı bilimin açık, şeffaf, paylaşımcı ve katılımcı bir şekilde ilerlemesi son derece kritiktir.

Şu ana kadar değinilen alanların dışında herkesi çok cezbeden ve hayal dünyamızı çok zenginleştiren bir alan daha vardır: Uzay. Acaba evrenin neresindeyiz? Acaba bizim dışımızda başka bilinçli canlılar, gelişmiş toplumlar var mı? Acaba insanlık olarak yaşayabileceğimiz başka bir gezegen bulabilir miyiz? Acaba Mars’a gidebilir miyiz, orada yaşayabilir miyiz? Daha onlarca soru sayılabilir…

Hakikat şu ki, uzay araştırmaları soğuk savaş döneminde iki ülkenin arasında askeri amaçlı gelişmiş olsa da, bugün gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ülkenin ulusal uzay programları bulunmaktadır. Bir yandan askeri ve savunma amaçlı araştırmalar devam ederken, diğer yandan haberleşme, meteoroloji ve jeolojik araştırmalar gelişmektedir.

Devletler büyük harcamalar yapmaya devam etmektedir. En meşhur araştırma projesi ve platformu ‘Uluslar Arası Uzay İstasyonu’ (ISS) çalışmasıdır. Milyarlarca dolar bütçeler harcanmaktadır. Yeryüzünden 400 km yukarıda, yaklaşık 27.700 km/h hızla belli bir yörüngede dünyanın etrafında dönmektedir. Pek çok astronotun ve bilim insanının uzayda yaşaması ve çalışmasını sağlamaktadır. Yerçekimsiz alandaki deneyler, haberleşme teknolojileri, uzay araştırmaları ve daha pek çok farklı alandaki çalışmaları destekleyen bir programdır.

Bunun dışında uzay artık özel girişimcileri de çekmektedir. Uzay seyahati veya başka bir deyişle, uzay turizmi, ultra zengin insanlar için ilginç bir alan haline gelecektir. 2020 sonrasında ilk uzay turistlerini göreceğiz. Bu seyahatlerde faciaların yaşanması halen olasıdır. Ancak bundan dolayı vazgeçilmeyecektir. Aynı zamanda bu uçuşlar sayesinde özel uzay şirketleri deneyim kazanmaktadır. Bu deneyimler ile uzay madenciliği, uzay taşımacılığı ve başka alanlarda gelişmeler görülecektir. 2050 sonrasında uzay yolculuğu, uzay madenciliği ve uzak gezegenlere keşifler öngörülebilir. Zira uzay insanoğlunu her zaman için cezbetmiştir, etmeye devam edecektir.

Tüm bu gelişmeler insanlık olarak daha bilinçli olmamızı sağlamaktadır. Pek çok soruna bilim penceresinden bakma şansımız bulunmaktadır. Orta çağdaki gibi veba salgınına kara ölüm denilmemektedir. Bugün sebebini anlamadığımız pek az fenomen kalmıştır. Keşke bu bilimsel olgunluk kendini toplumsal meselelerde, siyasi konularda ve ekonomi dünyasında da gösterebilse. O alanlarda irrasyonel ve duygusal tepkiler ve çözümlemeler hala ön plandadır. Bu yüzyıl içinde buna da çare bulunmalıdır, medeniyetin gelişimi bakımından buna ihtiyaç vardır.

İletişim imkanlarının gelişmesi sayesinde bilim vatandaşa daha hızlı ulaşmaktadır. Aynı zamanda vatandaş bilimsel patlamaya iştirak etme şansına kavuşmuştur. İnternet, sosyal ağlar, mobil uygulamalar, bilim yayınları ve bilim merkezleri sayesinde insanların bilim ile yollarının kesişmesi çok daha sık ve çok daha kaliteli cereyan etmektedir. Böylece insanların bilimsel farkındalığı gelişmektedir. Diğer yandan bilim ve bilim insanları daha itibarlı bir hale gelmektedir.

Bilim şenliklerin yaygınlaşması, kendi yapanlar (Maker) kültürünün yaygınlaşması, vatandaş bilimi ve bunların yapılabildiği mekanların çoğalması, her yaştan insanların bilimle, teknolojiyle ve inovasyonlar daha çok karşılaşmasını sağlamaktadır. Her bireyin özgüveni artmakta ve disiplinler arası, cinsiyetler üstü, yaş grupları arası, etnik gruplar arası çalışmalar çoğalmaktadır. Toplumsal barış ve uzlaşma bir yandan, diğer yandan beklenmedik tesadüfler sonucu şaşırtıcı yaratıcılık elde edilmektedir. Buna her koşulda değer…

Medeniyetin gelişmesi için bilimsel gelişim önemliyse, bilimin daha yaygın, daha anlaşılır ve daha itibarlı hale gelmesi çok önemli bir gerekliliktir.

Anketi online görüntülemek için tıkla.

İlgili Yazılar

Yorum Yapın

Arama yapın