Kategori: Gelecek, İnovasyon, Teknoloji

Dün bir arkadaşımla konuştum. Apple’da çalışmış birisi, genel müdürlükte, üst düzey tasarım ekibinde.

Silikon vadisindeki hayatından anlattı. Değişik duygular içindeydi. Heyecanla anlattığı projeler var. Ne kadar acayip işler yaptıklarını, ne kadar yoğun çalıştıklarını anlattı. Sonra özel hayatından bahsetti, pek de bahsedilecek bir şeyin olmadığı ortaya çıktı. Dedi ki: ‘Sunday usual laundry, and the rest was all work…’

Düşünebiliyor musunuz? Dünyanın profesyonel / kariyer bakımından en heyecan verici bölgelerinden birisindesiniz, dünyanın en değerli şirketlerinden birisindesiniz, bayağı geniş bir network’ünüz var, düşüncelerinizi hayata geçirebiliyorsunuz, belki de çok güzel bir eviniz var. Ama evinize çamaşır yıkamaktan ve belki Pazar sabahı bir kahvaltı yapıp, gazete okumaktan başka pek özel zamanınız yok.

Gayri ihtiyari içimden şöyle bir düşünce geçti ve bunu kendisine sordum: Sadece sen veya az sayıda kişi mi böyle çalışıyor? Yoksa Apple’da herkes mi böyle çalışıyor?

Biraz düşündü, ve sonra dedi ki: ‘Sanırım Apple kurum kültürü böyle. Büyük oranda herkes böyle çalışıyor.’ Vay canına…

Düşünebiliyor musunuz? En iyi mezunların çalışmaya can attığı en önemli, en cool, en değerli şirketlerden birisi, her iş için dünyanın en iyi uzmanını istihdam edebilirler ve ediyorlar. Her iş için o konuda master ve doktora yapmış, bu esnada türlü türlü ödül almış, yaptıklarıyla dikkat çekmiş, türlü türlü patenti olan mucitleri işe alabilir, ve alıyor zaten. Benim arkadaşım da öyle birisi.

Yani dünyanın en seçme insanların tümü haftanın 6 bazen 7 günü, 15 saatten fazla çalışıyorlar, dünyanın en iyi tedarikçileri, tasarımcıları ve partnerları ile çalışıyorlar. Dünyanın en iyi süreçlerini ve sistemlerini kurmuşlar. Ve zaten marka algısı ve pazardaki icra etme güçleri tartışılamaz. Bu şirket nasıl olsun da, dünyanın en değerli şirketi olmasın.

Ayrıca bu arkadaşım dün hala üzerinde Apple logosu olan montunu giymişti, Apple’ın iphone 6 ile çıkmış tüm haberlerini takip edip, bana müspet açıklamalar yapıyordu, yani hala eski çalıştığı şirketini savunuyor, övüyordu. Bu nasıl bir aidiyet, bu nasıl bir dedikasyon…

Öyle bir teşkilat düşünün, tüm çalışanları hayal edebileceğiniz en iyi uzmanlar olsun, öyle bir kurum kültürü düşünün, herkes her anını kurumu için harcasın, öyle bir marka düşünün, ürünü çıkmadan herkes sahip olmak istesin, öyle bir ticari potansiyel düşünün, herkes sizinle iş yapmak istesin, öyle bir lider düşünün, öldükten sonra hala etkisi devam etsin…

Bu şirket dünyanın en değerli şirketi olmayacak da bizim mahalledeki bakkal mı olsun…

Silikon Vadisi veya oradaki herhangi bir şirket veya üniversite ile kendinizi kıyaslamadan önce, içindeki realiteleri iyice anlayın, ondan sonra tekrar bir düşünün. Arada dağlar kadar fark var, sıradan yöntem ve sıradan zihniyetlerle, hiç bir zaman bu fark kapanmaz, normal koşullarda maalesef kapanmayacak.

Ne yapmak lazım?

Dünyanın en iyi uzmanlarının bizim topraklara gelmesini sağlamak lazım. Ulusal veya milli duygulardan vazgeçip, global düşünmek, global hareket etmek, global hoşgörü ve rekabet ortamı oluşturmak lazım. Deli gibi çalışmak, deli gibi tutkulu olmak, en büyük hedefleri kopymak lazım. Daha çok şey yapmak lazım, ama bunların hepsini buraya sıralamak na-mümkün.

Uzun lafın kısası, çok çalışmak lazım, çooook…

 

İlgili Yazılar

Arama yapın