Kategori: Ekonomi, Gelecek

Nerede yemek istersiniz? Diyelim ki özel bir akşam. Evlilik yıl dönümünüz, doğum gününüz veya önemli bir iş yemeğiniz var. Nereye gitmek istersiniz? Herhangi bir Fast Food zincirinin restoranına mı gidersiniz, başka bir zincir restorana mı gidersiniz, yoksa özel bir mekana mı gitmek istersiniz?

Özel bir mekan ne demek? Bir mekan neden özeldir? Çünkü mekanı özel olabilir, veya manzarası özel olabilir, şefi özel olabilir, servisi özel olabilir, yemekleri özel olabilir. Bu kişiye göre değişmez mi? Bazı genel geçerli güzeller vardır. Bu güzeli yakalayan zaten başarılı olur veya tercih edilen olur veya beğenilen olur.

Peki. En son böyle bir mekana ne zaman gittiniz? Kimi götürdünüz veya sizi kim davet etti? Ne sıklıkta böyle yerlere gidiyorsunuz? Daha sık gitmek ister misiniz? Neden ki?

Tanıdığınız kişiler ne sıklıkta böyle mekanlara gidebiliyor? Evinizde ne sıklıkta yemek yiyorsunuz? Eve ne sıklıkta yemek sipariş edersiniz? Sıradan bir günde Dışarıya çıktığınızda nerede yemek yersiniz? Sağlıklı olmasına mı dikkat edersiniz, hesaplı olmasına mı, yoksa lezzetli olmasına mı dikkat edersiniz.

Peki. Herkes lezzetli, sağlıklı ve hesaplı güzel beslenme hakketmiyor mu? İster evinde ister dışarıda herkese, en azından çok daha geniş bir kesim daha adil yeme / içme hakkına sahip olmalıdır. Bu toplumsal zenginlik, toplumsal gelişmişlik anlamına gelir.

Yemek belki hayatın en önemli konusu değil. Bir de şu konulara bakalım:

Hastane servisi nasıl olmalı? Fast Food gibi mi olmalı özel yemek gibi mi? Sadece varlıklı veya seçkin kişilere mi özel sağlık servisi verilmeli?

Özellikle sağlık servisi genel bir insanlık hakkı olmalıdır. Ve bu sağlık servisi en üst seviyede herkese verilmelidir. Bilhassa dar gelirli kesimlerde zaten yaşam koşulları daha zorlayıcı ve hastalanma riskleri daha yüksek. Bu kesime daha iyi sağlık hizmeti verilmelidir, önleyici tedbirler alınmalıdır. Sağlıklı yaşamak temel insan hakkıdır.

Başka bir temel insanlık hakkı: İyi Eğitim. Fırsat eşitliği, herkese erişilebilir eğitim güzel, iyi ve doğru olmaz mı? Evet, kesinlikle doğru olur. Peki eğitim a la carte mı olmalı? Yoksa zincir fabrikasyon mu olmalı? En iyi okullar sadece bir kaç tane olur. Kapasiteleri de sınırlıdır. Yani sadece en başarılı veya en varlıklı veya en seçkin aileler ve onların çocukları için imkan sağlarlar. Zincir eğitim kurumları ise pek çok aileye ve çocuklarına imkan sağlamaktadır. Ama nicelik artarken, çoğu zaman nitelik gerilemektedir. Bunun dengesi ne olmalıdır? Devletin rolü, özel sektörün rolü, elit okulların rolü?? Zor denklem…

Kıyafet olayını düşünelim. Belki çok önemli bir mesele değil. Ama ilginç bir trend var sanki. Her yerde aynı şeyler satılmaktadır. Bazı insanlar ise özel butiklerden giyinmektedir. Oralarda da az sayıda global marka modayı belirlemektedir. Renkler, tarzlar, kumaşlar, aksesuarlar, vb.

Dönelim yemek konusuna. a la carte herkesin hakkı mıdır? Hakka kim karar vermektedir? Serbest pazar, rekabet, ölçek ekonomisi illa tekelleşme, duyarsızlaşma, merkezileşme, çirkinleşme mi getirmek zorundadır? Acaba daha erdemli olması mümkün değil mi?

Yoksa herkes fast food mu yemek zorundadır. Sıradan kötü eğitim almak zorunda. Bilinçlenmediği için, kötü beslendiği için, hasta olsun ve bu durumda kötü sağlık hizmeti alsın. Bu mudur? Böyle olmamalı.

Zengin bir ülke, gelişmiş bir toplum, erdemli bir medeniyet, bu demek değildir.

Bu ve buna benzer konuları Ekonomi 2.0 etkinliğimizde konuşacağız. Konuşmak zorundayız. Bekleriz.

Kayıt için…

Son Yazılar

Arama yapın